GELİBOLU YARIMADASI TARİHİ MİLLİ PARKI-KİLİTBAHİR-SEDDÜLBAHİR/ÇANAKKALE

Daha önce Çanakkale ve çevresine bir çok kez gezi yapmıştık. Farklı zamanlarda deniz sefası için Saroz kıyılarına, kamp yapmak için yine Saroz’ a bakan kıyılardaki Büyükkemikli’ ye, transit geçişlerde hiç üşenmeden birkaç kez sadece çay içmek için Seddülbahir’e, Truva bölgesine, Bozcada ve Gökçeada’ya (18 yıl önce) vs. vs. gitmiştik.




Yanısıra Behramkale, Kadırga koyu, Ayvalık/Cunda taraflarına yaptığımız tatiller için gidiş dönüşte özellikle İstanbul-Çanakkale güzergahını kullanırız. Çünkü bu yol üzerinden Ege tarafına inmek ve İstanbul’a geri dönmek bizim için büyük bir zevktir. Yol üzerindeki mevye-sebzecilerden alışveriş yapmak, özellikle Ağustos sonu Çanakkale domatesi almak vazgeçilmezlerimizdendir. Bu sebeple bu kadar sık kullandığımız Çanakkale/İstanbul yolu sayesinde, Çanakkale ve çevresi hakkında hatırı sayılır bir bilgimiz vardır.




Bu seferki Çanakkale seyahatimizin sebebi ise Gelibolu Yarımadası Milli Parkı gezisi, kısacası amaç tarihi bir gezi yapıp , şehitliklerimizi ziyaret etmek, çocuklarımıza bu bölgeyi tanıtmaktı.

2007 yılı Ocak ayının güneşli bir cumartesi sabahı Edirne’ ye gitmek ve ciğer yemek sebebiyle Naz-Nazlı-Murat çekirdek ailesinin de katılımı ile “yine düştük yollara”. Ama bu sefer günübirlik değil de, 1 gece konaklamalı birşeyler mi yapsak diye düşünürken bir taraftan nefis Edirne ciğerimiziyedik ve yerken de kafamızı çalıştırıp, hadi buradan da Çanakkale’ ye devam edelim dedik. İşte bu vesileyle çocuklarımıza da şehitlikleri ziyaret ettiririz diye oybirliği ile kabul edip çevirdik rotamızı Çanakkale yoluna.




Edirne – Uzunköprü arası yolu kullanarak Keşan üzerinden Çanakkale’ye doğru devam ettik. Uzunköprü de durduk, köprünün üzerinde yürüdük, Uzunköprü-Keşan arası yol boyunca sular altındaki çeltik ( pirinç ) tarlalarını gördük, ara ara çay molası verdik ve akşam saatlerinde nihayet Eceabat’ a ulaştık.

Eceabat’ a vardığımızda hava kararmış ve saat 20:00 olmuştu, başladık otel aramaya, Eceabat zaten çok küçük bir yer, vapur iskelesinin çevresinde birkaç otel var, ama onlardan da çok hoşlanmadık. Eceabat’ dan Kilitbahir yönüne sapınca hemen kıyıda küçük bir otel bulduk, bu otel hepimiz tarafından onaylandı. Çok lüks bir hotel değil, odaları sıradan ama temiz. Hemen yerleşip 10 dakika sonra lobide toplandık ve başladık yine ne yesek muhabbetine.

Otelimizin hemen yan tarafında, deniz kenarında bir restorant var (Maydos Restaurant) ama içinde yemek yiyen kimse yok, mevsim dolayısıyla herhalde dedik ve kapıyı tıkladık, 2 garson arkadaş kapıyı açtılar, içeride gerçekten kimse yok. Önce birbirimize baktık, şans versek mi acaba diye işaretleştik ve saat artık gecenin 21:00′ i olduğundan hadi girip yiyelim dedik. İyiki de demişiz, çok mu açtık bilemiyorum ama kendimize bir restorant kapatmış edası vererek canımızın istediği masaya kurulduk, akşam serinliği olduğundan üşümeyelim diye sobayı yaktılar ve biz belki de ömrümüzde unutamayacağımız  tatlardan oluşan bir yemek ziyafeti yaşadık. Her şey mükemmeldi ya da beklentilerimizin kat kat üstünde çıktığından bize öyle geldi. Mezeler, zeytinyağlılar süperdi, arada gelen patates kızartması bile sanırım uzun zamandır yediklerimizin en tatlısıydı !!!! Gerçekten hepimiz bu duygularla ayrıldık MAYDOS Restaurant’dan. Bu arada “Maydos” Eceabat’ ın tarihteki kullanılan ismi. Hala bir yolumuz düşse de gitsek yine orada yemek yesek diye ara ara hayal kuruyoruz.

Neyse sabah erkenden uyandık, Maydos restoranının hemen yanında olan idare eder durumdaki otelimizde, yine idare eder bir sabah kahvaltısı yaptık ve düştük yollara. İlk olarak muhteşem bir kale olan Kilitbahir (Kilid-ül-bahir (denizin kilidi) ) kalesine gittik.

Kilitbahir kalesi 1452 yılında İstanbul’u korumak amacıyla Marmara ve boğazların girişine engel olmak üzere Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış. Kadırga koyunda konakladığımız bir otelin duvarında asılı olan Kilitbahir kalesinin tepeden kuşbakışı çekilmiş bir fotografını görmüştüm. Kale bir mimari harikası, tepeden çekilmiş fotografı görüp, Kilitbahir’ in anlamının da denizin kilidi olduğunu öğrendiğimde bu iki bilgiyi biraraya getirdim. Kale sanki eski zamanın uzun anahtar deliği şeklinde (yonca) yapılmış.

Bu fotograf ntvmsnbc fotogalerisinden alınmıştır.

Bence kilit tasviri yapılmış bu kale tasarlanırken. Çok güzel bir eser. Maalesef çok fazla tanıtılan bir eserimiz değil, benim Türkiye’ de etkilendiğim eserlerdendir. Gelibolu Milli Parkı gezisi yapmasanız da, Kilitbahir kalesini gezmeseniz de, bir gün feribot ile Eceabat’ dan Çanakkale’ ye geçerseniz mutlaka deniz tarafından kaleye dikkatlice bir bakın derim, eminim siz de bu güzel eserden etkileneceksiniz.

Ayrıca Kilitbahir camisi de dünya güzeli küçücük tarihi bir cami, sahilde tam deniz kenarında kurulu şirin bir minaresi var ve süper bir eser. Camilerin küçücük de yapılıp işlevi olabileceğinin göstergesi. Şimdiki gibi evleri doğru düzgün olmayan köylerimizde devasal boyutlarda, sırf kimin camisi daha büyük gösterişi yapan köylerimizdeki camilerden değil bu cami, gördüğünüzde siz de bu sevimli camiyi beğeneceksiniz.

Eceabat’ dan yola çıkıp, Kilitbahir kalesini gezip Seddülbahir yolu üzerinden Çanakkale Şehitlikler Abidesine doğru devam edeceğiz. Yolda ilk olarak tabyalara uğradık, tüm tabyalar restore edilmiş, çevre düzenlemesi yapılmış.

İlk ziyaret ettiğimiz anıt Çamburnu Anıtı. Bu anıt sahilde, anıtın bir yüzünde “Burada Balkan ve Çanakkale harplerinde şehit düşen binlerce kahraman yatıyor”, diğer yüzünde ise “Dur yolcu, bastığın bu topraklar…. şiirinin bir kıtası yazıyor.

Beni en çok Kilitbahir-Seddülbahir arasındaki yüzü olmayan miğferli asker büstlerinden yapılmış mezar taşlı şehitlikler etkiledi, tüylerim diken diken oldu ve kendimi tutamadım, gözlerim doldu, ağlamamak mümkün değil zaten.

Kilitbahir ile Seddülbahir arasındaki adlarını saymakla bitiremeyeceğim tüm şehitlikleri dolaştık.

Öğle saatlerinde Seddülbahir yakınındaki Morto koyunda yapılmış Çanakkale Şehitleri Anıtına ulaştık.

Denizin ve rüzgarın uğultusu ile daha da muhteşem görünen bu anıt ve çevresindeki eserler, heykeller, her il ve ilçeden temsili Mehmet’ ler adına düzenlenen temsili şehitlik, verilen yazılı bilgiler, hepsi birbirinden etkileyici.

İnanılmaz, 253.000 şehit Türk askeri bu yarımadada isimsiz yatıyor….

Buradan Seddülbahir’ de tüm Gelibolu yarımadasının en uç noktasında deniz manzarasına kuşbakışı hakim olan Konak çay bahçesine uğradık.

Burası boğaz giriş-çıkış noktası olduğundan o uçsuz bucaksız deriiiiin sessizliği sadece kılavuz gemilerinin, yaklaşan bir gemiye kılavuzluk yapmak için telaşla yola çıkışları bozuyor.

Manzara süper, sessizlik baş döndürücü, ancak temizlik sıfır. Yine de bu manzarayı görmek lazım, Türkiye’nin başka bir ucu, Gelibolu yarımadasının en uç noktasında boğaza hakim bir yerde. Kendinizi dünyanın bir yerinde, oradan başka bir yer yok ve tek başınızdaymışsınız hissi verebilen bir yer.

Seddülbahir’den Alçıtepe köyüne ve o bölgedeki şehitliklere doğru yola çıktık. Burada Bakkal Salim’ in savaş koleksiyonunun sergilendiği müzeyi de gezdik. Kendisini yıllarca bu topraklardan bulduğu savaşta askerlerin kullandığı kurşun, düğme, tabak, bardak, çatal vs toplamaya adamış. Bulduğu tüm bu eşyayı evinde sergiye açmış. Buradaki en çok dikkatimi çeken Türk askerlerinin düğmesi ile İngiliz askerlerin düğmeleri arasındaki fark, ayrıca mermilerin arasındaki fark. Onların metal ceket düğmeleri ve mermileri halen pırıl pırıl, bizim Türk mermileri ise üzerleri pas içinde, dökülmüş, metali erimiş, aradaki kalite farkı maalesef hemen farkediliyor. Gider ve gezerseniz siz de farkedeceksiniz.

Gelibolu Milli Parkında tüm şehitlikleri gezdik, en son Kabatepe ve Conkbayırını gördük. Conkbayırındaki Atatürk anıtı ve Atatürk’ün şarapnel ile vurulduğu noktayı gördük. Daha sonra meşhur Anzak koyuna ulaştık. Anzak koyunda gezerken henüz ilkokul 4. sınıfta olan çocuklarımız, yeter artık bizim moralimiz bozuldu, o kadar çok şehitlik gördük ki diye ağlamaya başladılar. Gerçekten çok duygulanmış ve etkilenmişlerdi, biz de Anzak koyunda bu turu noktalandırdık. Gerçekten etkilenmemek mümkün değil, farkettik ki sabahtan beri neredeyse fısıldaşarak konuşmuşuz, biz çocuklara hep sessiz olmaları gerektiğini telkin etmişiz.

Şimdi de çocuklarımızın biraz neşelenmesi için Kabatepe limanında önce kumsalda çıplak ayak yürüyüş yapalım dedik, ama her zamanki gibi bu masum teklif ve yürüyüş yavaş yavaş birbirimize su atma şekline, paçaları her bir kaç adımda bir kat daha katlayarak hafiften denize girme moduna getirdik, eh sonunda biraz ıslandık! tabii ama çok da eğlendik.

İşte bu defa anlamlı, duygu yüklü ama yine çok mutlu geçirdiğimiz bir haftasonu gezimizin sonu geldi ve pazar günü Anzak koyunda güneşi yavaş yavaş batırırken ıslanan üstümüzü değiştirip, kurulanarak dönüş yoluna geçtik. Çocuklarımız yaptıkları gezinin mutluluğu ile hafiften uyku moduna geçtiler.

NETİCE ;

-Klasik bir cümle ama “yaşayan her Türk bir gün mutlaka Gelibolu Milli Parkını görmeli”,

-Ancak eğer şehitlikleri hak ettikleri sessizlik ve saygı içinde gezmeyi tercih ediyorsanız bu ziyareti 18 mart-25 nisan tarih aralığına denk getirmemenizi tavsiye ederim. Özellikle 25 Nisan Anzac günü olarak kutlanıyor. Bir sürü YeniZelandalı ve Avusturalyalı genç gelip dedelerinin ( neden gelmişler diye sorgulamaksızın ve İngilizlere maşa olmalarından hiç utanmaksızın ) mezarlarını ziyaret ediyor,

– Ayrıca çok sıcak havada da gezilebilecek yerler değil buralar, güneş tepenizdeyken sıcaktan çok fazla bunalabilirsiniz. Yağışsız bir Eylül sonu, Ekim-Kasım ayı hafta sonu ideal olur, biz yukarıda okuduğunuz geziyi ocak ayında yaptık, resimlerden de gördüğünüz üzere hava süperdi ,

-Kilitbahir kalesinin mimarisine dikkat ederek gezin ve tepeden çekilmiş bir resmini mutlaka görün, ayrıca şirin Kilitbahir camisine de dikkat etmeyi unutmayın lütfen,

-Seddülbahir de ki kahveye “temizliği ve çayının kalitesi hakkında olumlu görüş vermesem de” mutlaka uğrayıp, sessizliği dinleyin, aşağıdaki denize set olmuş Seddülbahir kalesini tepeden görün ve çay içemeseniz de bir süre Gelibolu yarımadasının bu en uç noktasında dinlenin ( belki bizim uyarımızdan sonra bu yıl çay ve temizlik konularına daha fazla dikkat etmeye başlamışlardır) ,

– Siz de Maydos restorant da yemek yemeyi deneyin,

– Anzak koyundaki uçsuz bucaksız gibi görünen sahilde o günleri hayal etmeye çalışın. Ne kadar kıymetli bir ülkeye ve topraklara sahibiz ki, onca insan onca yol alıp, ne cesaret, ne pervasızlıkla ve ne amaçlarla “şimdi uçakla bile neredeyse 2 gün süren bir yolcukla gidilebilen Yeni Zelandalı ve Avusturalyalılar dahil !!!” buralara kadar gelmişler siz de bir düşünün ki hep birlikte bu güzel memleketimizin kıymetini anlayabilelim,

-Seyahatiniz Eylül sonu döneme denk gelmişse dönüşte hangi yöne giderseniz gidin mutlaka yol boyunca sıralanmış tezgahlardan Çanakkale domatesi alın, süperdir pişman olmazsınız. Hatta domatesi bol alın ki, sonra neden daha çok almadık diye hayıflanmayasınız.

Recent Posts
Showing 18 comments
  • gezginci
    Cevapla

    Ben oraya bozcaadadan turla gitmistim.. (arabam olsaydi tura gerek görmezdim cünkü turu sizin gibi hic sevmiyorum).. inanilmaz büyülenmistim.. Bir de turgut özakmanin DIRILIS adli kitabini okumustum.. ardindan gitmek sanki beni tekrar o günleri yasatti..

  • Mehtap
    Cevapla

    Selamlar
    Çok kıskandım sizi. Yurtdışında olduğumuz için ve sadece kısacık tatillerde geldiğimiz için böyle gezme şansımız olmuyor. Eğer ilginizi çekerse
    Afrika’dan başlayarak yaşadığım yerleri anlatmaya başladığım blogum seyyardunyam.blogspot.com

  • Fethiye
    Cevapla

    Çanakkale gerçekten harika bir yer bir doğa harikası olması bir kenara insanları oldukça kültürlü ve sevecen

  • gamesgames
    Cevapla

    we have lots of games for you . Please visit our site dude. Thank you regards gamesgames

  • elif
    Cevapla

    çok güzel

  • deniz
    Cevapla

    gerçekten çok güzel bir yazı, okunması çok keyifli ve aynı zamanda bilgilendirici, gelibolu yarımadasında bilmediğimiz birçok yer öğrendik sayesinizde. teşekkürler

  • blister packaging
    Cevapla

    I definitely enjoy every little bit of it and I have bookmarked your blog.

  • ozlem
    Cevapla

    Çok güzel bir site..Harika fotolar ve anlatım..Tebrikler..

  • berk
    Cevapla

    Çanakkale’de yaşayan akrabalarım sebebiyle birçok defa gittim.Gerçekten güzel bir yazı yazmışsınız, tebrik ediyorum. Yeni yerler görüp, keşfetmeyi seviyorsunuz sanırım.Size en son tatilimi geçirdiğim Marmaris Selimiye’yi görmenizi öneririm. Doğa ile tamamen iç içe bir yer. Huzur bulmak ve dinlenmek isteyenlerin bence gideceği tek yer olmalı. Selimiye’de Caridea Hotel adında bir butik otelde kaldım. Selimiye’yi daha çok sevdim :) Burası zaten 6 odalı bir butik otel. Sahil kenarında, kendine ait iskelesi bulunan son derece keyif verici bir yer. Oteldeki yemeklerin hepsi birbirinden lezzettli, harika karides yapıyorlar.Artık karidesi buradan başka bir yerde asla yemem :) O taraflara gitmeyi düşünüyorsanız Caridea Hotel’i şiddetle tavsiye ediyorum. http://www.carideahotel.com

  • halil kervan
    Cevapla

    yorumlarınız , fotoğraflarınız süper.gidemiyenler , gitmiş görmüş kadar olurlar sanırım. ben işim icabı ve seyehati sevmemden dolayı gelıbolu ve şehitlikleri birkaç kere gezdim. bence Türkiyenin gezmeye değer, muhakkak görülmesi gereken biryer. yani anlatmakla olmaz, görüp yaşamak lazım , gitmeyi düşünenler bilhassa 18 mart veya 25 nisan da gidebilirlerse bu seyahatin zevkine doyamazlar.

  • anilcekirdekci
    Cevapla

    Çok güzel anlatmışsınız. Ben Çanakkale’de doğdum ve Çanakkaleli olmaktan gurur duyuyorum. Türkiye’nin her şehri güzel ama benim için Çanakkale’nin yeri hep ayrıdır. Beni gururlandırdınız size ne kadar teşekkür etsem azdır.

  • Ceren
    Cevapla

    Bu kadar anlamlı kelime bir araya gelmiş ama yine de çanakkalenin o destansı güzelliğini anlatmaya yetmemiş, eksik kalmış sanki. çok teşekkürler, okurken tüylerim ürperdi resmen. çok mutlu oldum.

  • Balayı
    Cevapla

    Anlatımlar süper Çanakkale’yi resimlerle birlikte çok güzel anlatmışsınız. Tebrikler…

  • Anıl
    Cevapla

    Güzel bir yazı olmuş, hep gitmek istediğim bir yer, benim içinde yönlendirici oldu,
    teşekkürler..

  • mustafa yılmaz
    Cevapla

    çok güzel yazılar ellerinize gönlünüze sağlık

  • Adnan
    Cevapla

    Çok detaylı bir yazı olmuş. tebrikler

  • balayı
    Cevapla

    harika bir tatil geçirmişşisniz gibi beliyor resimlere bakınca harika geçmiş bir tatil gibi geliyor bizimde planlarımız arasında olan yerdi fakat bize kısmet olmadı

  • Seyhan
    Cevapla

    Merhaba maydos restoranın yanında kaldıgınız otelin adını verirmisimiz geçerken bizde bi konaklayacagızda bi gece bebeğimle

Leave a Comment