MATERA – İTALYA

Halkının, 9000 yıl önceki ataları ile aynı evlerde yaşamalarıyla övündükleri Dünya’daki tek yer Matera.

Matera, son zamanlarda gezdiğim yerler arasında en çok etkilendiğim, büyüleyici bir şehir. İtalya’nın henüz çok tanınmayan bir değeri, belki de ülkenin en ilginç ve sıradışı yerlerinden.

Tüf kayalarına oyularak inşa edilen bu pitoresk şehir 1993 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. Ancak ne ilginçtir ki bu çok özel şehir, diğer çok bilindik, fazlasıyla turistik İtalya şehirleri gibi ünlü değil, sanki bilerek saklanmış gibi.

matera-7

Yıllar öncesinden Matera’nın fotograflarını görüp bir kenara not etmiş, bir gün burayı mutlaka görmeliyim diye kafama koymuştum. Ama resimlerin dışında çok da bilgi bulamamıştım. Ve nihayet Puglia bölgesi gezimizi planlarken Matera’yı da bu turun sonuna ekledim. Matera’yı gördüğümde, “İyi ki bir yerlere not almışım, iyi ki buraya da geldik.” dedirtti bana, hem de defalarca. Seyre doyamadım, hatta ayrılmak istemeyecek kadar çok beğendim Matera’yı.

İlginç olan, son dönemlerde Puglia bölgesinin bu kadar reklamı yapılıyorken, üstelik Matera şehri bölgenin hemen sınırında ve Bari’ye sadece 65 km uzaklıkta olmasına rağmen seyahat bloglarında, gezginlerin yazılarında Matera’nın henüz bahsi geçmiyor.



 

İtalya öyle bir ülke ki, her bölgesini, her kasabasını, her köyünü tek tek keyifle keşfediyorum. Doğu kıyıları, batı kıyıları, çizmesi, topuğu, güneyi, kuzeyi, adaları, gölleri derken her keşfettiğim köyü, kasabası, güzellikleri için bir kez daha İtalya’ya hayran kalıp aşık oluyorum. İşte Matera da bir kez daha İtalya’ya hayran kalmama sebep oldu.

matera-6

İnsanın gördüğünde nutkunun tutulduğu bir mimari harikası Matera. Öyle bakıp kalakalıyor insan. Yeni şehir tarafındaki bir balkondan eski şehri seyrediyorsun, ben seyretmeye doyamadım. Naçizane, mimarlık okullarının yerinde olsam, öğrencilerimi bu şehre götürüp şehrin kurgusunu, tasarımını, nasıl planlandığını, binaların, çatıların, evlerin, cumbaların, sokakların, döne döne bir sarmal oluşturarak, birbirine yaslanarak, herbiri farklı ama büyük bir uyumla nasıl bir bütünü oluşturduğunu inceletirdim, öylesine özel ve güzel bir şehir.

matera-5

Matera, İtalya’nın Basilicata bölgesinde yer alıyor, Puglia bölgesine komşu, bu bölgenin iki büyük şehri var, bunlar Potenza ve Matera.

Prehistorik dönemde, Gravina kanyonundaki vadinin iki yamacında mağara ve tüf kayalıkları oyularak yapılmış bu şehir “Sassi di Matera”, yani Matera’nın taşları diye anılıyor.

M.Ö.7000’de bu bölgede yaşandığının kanıtları bulunmuş, hatta Matera’nın İtalya’nın tarih öncesi ilk yerleşim yeri olduğu düşünülüyor. Vadinin en alt kısmının önceleri yağmur sularını toplama amaçlı sarnıç olarak yapıldığı, daha sonra nüfus arttıkça yerleşim olarak da kullanıldığı düşünülüyor.

Şehrin altına çok eski tarihlerde büyük bir sarnıç ve muazzam bir su kanalları sistemi tasarlanıp yapılmış. Bu büyük sarnıç, yeni şehrin ana meydanı olan Piazza Vittorio Veneto’nun altında bulunmuş, restore edilmiş ve bu meydandan giriş verilerek ziyarete açılmış. Bizim Yerebatan sarnıcımız benzeri, gezilmeye değer bir sarnıç burası.

Yine aynı meydanda, Piazza Vittorio Veneto’da, yeraltı sarnıçlarına inen kapının hemen yakınında Matera şehrini seyretmek için bir teras balkon yapılmış. Matera’nın yeni ve eski şehir bölümlerini gezip, görüp keşfettikten sonra, sabah, öğlen, akşam dönüp dolaşıp tekrar bu terasa gelerek, eski şehrin manzarasını bu seyir terasından seyretmek büyük keyif oldu benim için, işte bu balkondan ayrılmak istemedim.

matera-1

Matera’nın yeni şehir yerleşiminden döne döne, geniş basamaklı manzaralı merdivenlerle bir kaç yönden eski şehire iniş yapılabiliyor. Merdivenlerden inerken de ara ara durup şehri seyre dalıyor insan, bir tablo seyreder gibi. Eski şehrin ara sokaklarında gezmek de zevkli, ancak hem iniş çıkışlar olduğu için, hem de şehri asıl bir bütün olarak görmek daha etkileyici olduğundan yeni şehir tarafından Matera’yı mutlaka izlemek lazım.

matera-4

Matera eski şehri, Sasso Barisano ve Sasso Caveoso olmak üzere iki bölgeden oluşuyor. Sasso Caveoso bölgesinde St Pietro katedrali, Sasso Barisano da ise Duomo Katedrali görülecek yerler arasında. Ayrıca eski yaşantıyı gösterebilmek adına her iki bölgede de örnek mağara evler düzenlenmiş ve gezmeye açılmış, tüm eski yaşam “alt katta ahır olarak kullanılan bölümler dahil ( at-eşek bağlanmış)” canlandırılmış. Sasso Caveoso bölgesinde “Casa Grotta di Vico Solitario”, Sasso Barisano bölgesinde ise “Casa del Barisano Grotta”. Bu evleri gezerek, yaşamın nasıl olduğu hakkında fikir sahibi olunuyor, ayrıca restore edilen otellerin odalarını da görmek bir fikir veriyor.

materamap1

Matera’da görülmeye değer yapılar arasında 16.yy da yapımına başlanmış olan, büyük yuvarlak kuleleri ile dikkat çeken ama yapımı tam olarak tamamlanmadığı düşünülen Tramontano Kalesi de var.

Matera ve çevresinde, bizim Kapadokya bölgemizdeki Ihlara vadisi benzeri, yamaçlara ve mağaralara oyulmuş çok sayıda kilise var. Matera’daki tur broşürlerinden gördüğüm kadarıyla bu kiliselerin duvarlarında Bizans tarzında freskler var. Biz bu kiliseleri gezmedik, çünkü hem hava şartları hem de bunu yapabilmek için ayrıca 1 tam gün gerekiyordu. Bu tur rehberler eşliğinde yapılabiliyor, kiliselerin hepsi henüz gezilebilmeye açık değil, açık olanlar da devlet tarafından korumaya alınmış, kilitlenmiş ve sadece bazı rehberlere açıp gezdirme yetkisi verilmiş.

Matera’ da insan kendini film setinde sanıyor. Eski bir şehir olması, yaşam şartları ve verdiği görüntü Kudüs benzerliği yaratması dolayısıyla Hollywood film yapımcılarının dikkatini çekmiş. Böylece Pasolini’ nin “Aziz Matthew’e göre İncil”, Ferrara’nın “Meryem” ve Beresford’un Kral Davud’u, Hardwıcke’nin “Doğuş Hikayesi”, Mel Gibson’nın “İsa’nın çilesi” filmleri bu yüzden hep burada çekilmiş.

1950 li yıllarda sağlıksız yaşam koşulları ve yaşanan sıtma salgını dolayısıyla İtalyan hükümeti bu evlerden taşınılması yönünde halkı mecbur tutmuş ve halkı hükümet desteği ile taşımış, ancak bazı aileler taşınmayıp direnmiş ve burada yaşamaya devam etmişler. 1980 lerin sonuna kadar bu evler yoksul kesimin yaşadığı evler olarak bilinmiş ancak daha sonra turizme açılma çabaları, çekilen Hollywood filmleri şehrin bugünkü hale gelmesini sağlamış.

Hem birçok filmin seti olarak kullanması, hem de Unesco Dünya Mirasları arasına girmesi sayesinde de restore edilmiş, kısacası Hollywood’ un Matera’nın restore edilmesi yönünde payı büyük olmuş.

Netice, İtalya’nın Matera’sı kesinlikle görülmeye değer diyorum.

sassi

Kısa notlar;

-Matera Puglia bölgesinin Bari şehrine 65 km uzaklıkta, THY’nin İstanbul’dan direkt Bari uçuşları başladı, Matera’ya Bari’den araba kiralayarak gitmek en doğrusu,

-Matera’ya kadar gitmişken “citta del pane” (ekmeğin şehri) denen Altamura şehrini de gezmenizi öneririm, tarihi bir kent merkezi olan Altamura Bari ve Matera’ya çok yakın, 1400 lü yıllardan beri üretilen çok özel bir ekmekleri var ki müthiş,

-Matera için otel tavsiyesinde bulunmak istemiyorum, çünkü şehrin eski ya da yeni kısmında kalmak tercihe bağlı. Matera eski şehir kısmında açılan butik oteller var, eski mağara evleri otele çevrilmiş, içleri çok güzel tasarlanmış, çok şık döşenmiş olmasına rağmen, tavanları alçak olduğundan rutubetli ve havasız olabiliyor, herkes tercih etmeyebilir, yeni şehir tarafında da güzel oteller var, ama tabii eski şehir bölgesinde kalmak isteyenler için koku ve rutubet konusunda yorumlar önemli olacağından www.booking.com yorumlarına bakıp, okuyarak otel seçmeniz daha sağlıklı olur.

-Matera’ da bir kaç restoran önerebilirim, eski şehir tarafında, vadinin en alt kısmında meydanın ilerisinde Le Botteghe ( yerel halk tavsiyesi, rezervasyonsuz yer bulmak pek mümkün değil ) ve yeni şehir tarafında Ristorante del Mario. Ristorante del Mario sıcak atmosferi, yaşlı İtalyan garsonları, yerel yemekleri ile müthişti, bizim gittiğimiz akşam restoranın masaları tamamen yerli İtalyan halkı ile dolmuştu, doğru yerde olduğumuzu anladık, tüm yediklerimizi de çok beğendik.

materalok

 

Not: Tüm yazı ve fotoğraflar sadece izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.

 

PUGLIA – İTALYA

İtalya haritasında çizmenin tam topuk kısmı Puglia bölgesi.. İnsanıyla, geleneksel yaşantısıyla, köyleriyle, şehirleriyle henüz çok turistik olmamış, bozulmamış klasik, gerçek bir İtalyan. İtalyanlara göre de “asıl İtalya” burası, sade, saf ve gerçek.



İtalya benim en sevdiğim ülke, her yerini herşeyiyle seviyorum ama Puglia bölgesini gördükten sonra sanki İtalya’nın en sevdiğin yeri neresi diye sorulsa Puglia diyesim var

Puglia, Pulia diye okunuyor, başkent Bari şehri ise aradaki a harfi uzatılarak Baaaari diye okunuyor.

Ferzan Özpetek’in Serseri Mayınlar filminin geçtiği Lecce şehri de Puglia bölgesinde,
filmi seyrettiğimde de Lecce’yi çok beğenmiştim. Filmin müziklerini dinleyerek yazımı okuyabilirsiniz.

 

Puglia, köy, kasaba ve şehir meydanlarında toplanmış ayaküzeri sohbet eden, birbirlerine laf atıp şakalaşan yaşlı erkek gruplarıyla, camdan cama ya da evlerinin önüne sokağa attıkları masa sandalyelerde bir taraftan makarna hamuru açıp, diğer taraftan sohbet eden kadınlarıyla, daracık sokak aralarında bisiklete binen, top oynayan çocuklarıyla, camlardan sarkan kurutulmak için asılmış çamaşırlarıyla, tahta sebze kasasını sokağın ortasına çevirip etrafına oturmuş iskambil oynayan yaşlı İtalyan erkekleriyle Puglia tam geleneksel İtalyan.

8W0C8445-1

Başlıksız-3

Doğası ve mimarisi ise bambaşka, falezlerin üzerine kurulmuş Adriatik denizine bakan küçük güzel beyaz evli sahil kasabalarıyla, binlerce yıllık anıtlaşmış, korumaya alınmış zeytin ağaçları, gözalabildiğine uzanan muazzam zeytinlikleri ve zeytinyağları, küçük tepelere döne döne yerleşmiş herbiri ayrı güzel tarihi köyleri, kasabaları, ilginç bir mimariye sahip turilli evleriyle en turistik kasabası olan Alberobello’su ile çok özel bir İtalyan Puglia.

Başlıksız-1

8W0C8670

İtalya’nın son dönemde en popüler turizm bölgesi Puglia ile bizim ilk tanışmamız 1992 yılındaydı. O yıl arabamızla Yunanistan’ın İgomenitsa şehrinden feribotla İtalya’nın yine bir Puglia bölgesi şehri olan Brindisi’ye geçmiş, Brindisi’de gezip oradan Bari’ye gidip Bari’de gezmiş, Alberobello’yu görmüş ama Puglia’nın daha iç kesimlerine gitmemiş, kasabalarını, köylerini, sahillerini ince ince gezmemiştik.

O dönemde İtalya henüz turistik olarak bölge bölge tanınmıyor, Roma, Milano, Floransa, Venedik gibi büyük şehirleri dışındaki şehirleri pek gezilmiyor, tur firmaları turlarını sadece bu ana üç dört şehirle sınırlıyordu. Daha sonraları bölge tanıtım kampanyaları başladı, önce Toscana bölgesi reklamları ile Toscana bölge olarak tanıtıldı, herkes Toscana bölgesine gitmeye başladı, şimdilerdeyse Liguria, Sicilia, Puglia derken, bölge bölge tanıtım yapılmaya, turistleri bölge adlarıyla, o bölgelerdeki tanınmış büyük şehirlerin yanısıra yemek kültürünü ve en küçük yerleşimlerini de tanıtarak kasabalara, köylere de yönlendirmeye başladı ve son yıllarda artık İtalya ile ilgili bölge isimleri duymaya, İtalya’yı bölge bölge tanımaya, gezmeye başladık.

italyabolge

Son zamanlarda da yoğun olarak Puglia bölgesi tanıtım kampanyası sürüyor. Televizyon kanalları gezi programlarında yoğun olarak Puglia’yı anlatıyor, tüm gezi dergilerinde ve gazetelerin seyahat eklerinde Puglia başlıkları yer alıyor. THY’nin de direkt uçuş koyması bu tanıtım kampanyalarinin artışında etkili oldu kanaatimce.

THY Nisan’2015 itibariyle İstanbul’dan Bari’ye Salı, Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri 13.25’de seferlere başladı, uçuş yaklaşık 2 saat sürüyor, aradaki 1 saatlik saat farkı ile 14.25 de Bari’de olunuyor. Dönüşler de yine aynı günlerde Bari’den İstanbul’a saat 15.25′ de yapılıyor.

Ehhh bu durumda ne yapalım, biz zaten hiiççç sevmeyiz İtalya’yı😉
Dayanamadık tabii ki yoğun tanıtım kampanyalarına, ısrarlı İtalya davetine ve nihayet biz de Ekim ayında Puglia’yı keşfetmek üzere Yine Düştük Yollara…

Veee 9 Ekim’2015 güneşli bir günde indik Bari havaalanında, araba kiralama işimizi önceden internet üzerinden yapmıştık, arabamız fiat 500, en sevimlisinden ve en küçüğünden…

8W0C8667

Puglia bölgesini gezmeye Bari’den başladık, sonra sırası ile Polignano a Mare,
Monopoli, Itrıa Vadisi ve vadide yer alan kasabalar Fasano, Alberobello, Locorotondo, Cisternino, Martina Franca, Ceglia Messapica, Ostuni ve sonra Lecce şehri, Otranto, Gallipoli, Taranto, Matera, Altamura ve son sabah da Giovinazzo ile gezimizi tamamladık.

Bari’den Bari’ye rotamız toplam 704 km tuttu.
Bunu kasabalar arası km ve rota olarak aşağıda görebilirsiniz.

Bari – Polignano a Mare 35 km
Polignano a Mare – Monopoli 16 km
Monopoli – Fasano 23 km
Fasano – Alberobello 15 km
Alberobello – Locorotondo 9 km
Locorotondo- Martina Franca 6 km
Martina Franca – Cisternino 11 km
Cisternino – Ostuni 24 km
Ostuni – Ceglie Messapica 11 km
Ceglie Messapica – Lecce 86 km
Lecce – Roca Vecchia 27 km
Roca Vecchia – Ortanto 20 km
Otranto – Gallipoli 68 km
Gallipoli – Taranto 152 km
Taranto – Matera 90 km
Matera – Altamura 19 km
Altamura – Giovinazzo 65 km
Giovinazzo – Bari 27 km
Toplam 704 km

puglia

Puglia bölgesi gezisi için minimum 4 gece 5 gün gerekiyor. Biz bu turu 4 gece 5 günde yaptık. Ama biz Bari’nin kuzeyindeki bölümü gezemedik, ayrıca Bari’nin kuzey bölgesini de geziye katarsak minimum 5-6 gecelik bir program yapmak gerekir.

Gezdiğimiz tüm bu kasabalar öyle birbirine benzer ve öyle bütünlük içinde ki aynı bölgenin kasabası olduğunu hemen farkettiriyor. Biz gezdiğimiz tüm kasabaları çok beğendik ama en çok Polignano a Mare, Locorotondo, Martina Franca, Ostuni, Gallipoli, Giovinazzo ve Puglia bölgesi şehri olmayan Matera’yı beğendik.

Küçük küçük birbirine benzer birçok kasaba ve şehir gördük ama bu kasabaların içinden şunu görmeyin diyemiyorum, çünkü hepsini gördüğünüzde bir bütünlüğü hissediyorsunuz, Puglia bölgesi burası diyorsunuz.

Mesela Gallipoli, şehre girdiğimizdeki ilk izlenimimiz hiçbir özelliği olmayan sıradan bir şehre geldik oldu, ama eski şehrin bulunduğu tarafı görünce, dar, labirent şeklindeki sokaklarında dolaşınca Gallipoli unutamadığımız şehirlerden biri olarak hafızamızda kaldı. Hele Taranto şehri, yıkık hayalet eski şehir bölgesiyle çok ilginç, Napoli’nin yıkılmış ve terkedilmişi sanki.

Evet nihayet Bari’den başladık gezmeye..

BARİ

Bari, Adriatik kıyısında bir liman şehri. Bari Vecchia denen bölge eski şehir kısmı, dar ve labirent benzeri sokaklarında gezmek, sokak aralarındaki geleneksel yaşamı görmek pek keyifli, bazı camlardan sonuna kadar açılmış müzik sesi yükseliyor, sokak genişlikleri neredeyse 2 metre, karşılıklı camdan cama elleri değecek yakınlıkta, eh öyle olunca bütün mahalle bu müziği dinliyor. İnsanları çok samimi ve doğal.

barisokak

Yine eski şehrin liman bölgesi, limandaki balık pazarı çok keyifli, balıkçıların muhabbetini, iskambil oynamalarını, şakalaşmalarını, şarkı söylemelerini izleyerek epeyi bir vakit geçirdik. Konuşmalarını anlamasak da gülüşmelerinden aralarındaki atışmalardan, konuşmalardan çok eğlendikleri belliydi.

balıkci

Bari’nin en bilinen yeri eski şehrin sahilden girilen Piazza Mercantile, Mercantile meydanı restoranları, dondurmacıları, cefeleriyle renkli bir yer.

8W0C8519

8W0C8471

Meydanın bir köşesinde bir zamanlar borcunu ödemeyenlerin bağlanarak halka ifşa edildikleri Colonna Delle Gıustizia yani Adalet Sütunu var.

8W0C8522

Ayrıca meydana girişte Adalet sütunu solunuzda kalacak şekilde ara sokaklara devam ettiğinizde daha küçük bir meydandaki Aziz Nikola Bazilikasına ulaşacaksınız.

Bazilikayı gezdikten sonra, Bari ve Puglia bölgesine özel focaccia’nın tadına bakma zamanı. Focaccia ekmek hamuru gibi bir hamur üzerine zeytin, kekik ve küçük domateslerden bolca konmuş küçük bir pizzayı andırıyor. Basilika’nın deniz tarafına bakan arka duvarının sokağında bir fırın hem en eski hem de en güzel yapan olarak tavsiye edildi ve bizde meşhur Panificio Fiore fırınını bulduk, uğrayıp bir focaccia alıp deneyin derim, ben beğendim. Ayrıca fırında kurabiye çeşitleri de mevcut, Puglia yollarında yol alırken yemek için alınabilir.

Panificio

Mercantile meydanı eski şehrin dar ara sokaklarına açılıyor. Bu sokaklardan en eğlencelisi Strada Arco Basso, burada sokağa kurdukları masalarında karşılıklı hem orrecchiette yapan hem de sohbet eden kadınları göreceksiniz. Orrecchiette bu bölgeye özel, elde yapılan bir makarna türü, küçük bir kulak şeklinde, zaten anlamı küçük kulakçık demekmiş, tadı da müthiş, gerçekten çok güzel, hem yapıyor, hem satıyorlar, ama ilk gün almayın sakın çünkü hamur taze olduğundan 4-5 gün dayanmıyor, küfleniyor. Ben yanlış yaptım ve aldım, torbanın ağzını kurusun diye açık da tuttum ama yine de bozuldu. Dönüş günü uçağa gitmeden vaktiniz kalırsa son gün alın.

8W0C8486

Bari de eski şehir kısmı surlarla çevrili bir bölge içinde, surların dışına çıktığınızda sahile, Lungomare denen kordon boyuna inmiş oluyorsunuz, buradaki plajlardan denize giriliyor, balık pazarını geçtikten sonraki plaj ise “Spiaggia Pane Pomodoro” yani “ekmek domates” plajı, böyle denmesinin sebebi de bu plajın halka açık parasız plaj olması ve öğlen tatilinde çevre fabrikalarda, işyerlerinde çalışan işçiler bu plaja gelip denize girip dinlenirlermiş ve ekmekle domates yiyip karınlarını doyururlarmış.

plaj

Biz Puglia bölgesi gezimizde ilk gecemizi Bari’de bir otelde konaklayacak şekilde programladık ama Bari’de kalmak yerine hemen yakın çevredeki küçük sahil kasabalarından birinde de konaklayabilirmişiz. Çok güzel, küçük sahil kasabaları var çevrede, Puglia gezisine gideceklere bunu öneririm, Bari’de gezip, akşam yemeği yedikten sonra 29 km güneyindeki Polignano a Mare’de ya da 27 km kuzeyindeki Giovinazzo’da konaklayıp sabah uyandığınızda küçük bir sahil balıkçı kasabasında deniz kenarında kahvaltı yapmak daha güzel olur. Bu kasabalardan biri Bari’nin kuzeyinde, diğeri güneyindeki sahil kasabaları.

Bari’de akşam Piazza Mercantile’deki La Locanda di Frederico’da süper bir akşam yemeği yedik, ortaya Mozzarella lı pastırma tabağı aldık, ben domatesli orrecchiette makarnası, Ahmet ise deniz ürünlü spagetti aldı. Her ikisi de çok lezzetliydi, üstüne de buranın meşhur tatlisi sporcaviso yedik, baklava benzeri bir hamur tatlısı arasında çok güzel bir muhallebi, üzerinde pudra şekeri, hımmm enfes, hatta ikinciyi istedik, tatlıyı iyi ki yemişiz çok beğendik.

barirest

Bari meydanlarıyla, daracık sokaklarıyla, geleneksel yaşam tarzıyla, sohbet eden güleryüzlü insanlarıyla güzel, ancak eski şehir kısmının dışında Bari’nin çok özelliği yok, hatta eski şehir kısmı ve sahilinin dışında pek gezilecek yer de yok. Ama şehirde bir eğlence ve canlılık havası hakim. Biz Bari’de zamanımızın çoğunu sokakta iskambil oynayan amcaları, balık pazarındaki balıkçıları, makarna yapan teyzeleri izleyerek geçirdik. Bari çok keyifli bir şehir.

8W0C8432

POLIGNANO A MARE

Sabah kahvaltı sonrası Bari’den ayrıldık, Puglia’yı keşfetme zamanı, sahil yönünde yol alarak geze geze Polignano a Mare’ye gittik, burası falezler üzerine kurulmuş çok şık bir İtalyan sahil kasabası, denizi, plajları, dar sokakları, butik mağazaları, kafeleri ve en önemlisi sosyal medyada yayınlanan fotografı ile neresi burası diye merak yaratan çok şık bir restorant olan Ristorante Grotta Palazzese’si ile Polignano a Mare görülmesi gereken çok güzel bir kasaba.

8W0C8548

Grotta Palazzese restoranı ortam olarak belki de yemek yediğim en güzel restorant. Deniz falezlerin içine doğru bir mağara oluşturmuş ve bu mağaranın içine denizin üstüne tahta atmalar üzerine çok şık bir restoran yapılmış, bir mağaradasınız altınız deniz, arkanız yani mağaranın içi deniz, önünüz açık deniz, mükemmel bir yer.

Yemekler de hiç fena değildi, bir trüf mantarlı makarna yedim sosu ve makarnanın tadı damağımda kaldı, Ahmet yine karışık deniz mahsulleri ve balık tabağı yedi, üzerine bir tatlı ve birer kadeh şarabımız ile dalga sesleri eşliğinde süper bir yemek yedik, deniz, manzara, ortam herşey süper, dalga sesleri eşliğinde yemek muhteşem.

pa

IMG_2119

Yemekten sonra da Polignano a Mare sokaklarında dolaştık, cafeler, butik mağazalar, meydanları ile çok şık, kasabanın girişindeki köprüden aşağıdaki muhteşem koy manzarasını ve plajı izledik.

8W0C8651

Polignano a Mare’den yola çıktık, yine sahilden devam ettik ve Monopoli kasabasına girdik, öyle güzel bir balıkçı kasabası ki, kalesi, renkli kayıklar, kumsalları, balıkçıları yavaş yavaş işlerini yapıyor, sahilde çıt çıkmıyor. Monopoli’nin sahilinde mendirek duvarına oturup, elma yiyip, bir süre yine balıkçıları seyrettik. Terapi gibi.

IMG_2135

Sonra Itria vadisine doğru yola çıktık, Valley D’ Itria inanılmaz bir ova, gözalabildiğine zeytinlik ve üzüm bağları olan bir vadi, sağlı sollu köy yollarında, düzenli zeytinliklerin içinde yol almak müthiş bir duygu, çünkü her zeytin ağacı ayrı bir sanatsal tasarım formunda, anıtsal 1000 lerce yıllık ağaçlar, hepsinin numarası, kaydı var, tüm zeytin ağaçları izleniyormuş. Zeytin ağaçlarının umursamazca katledildiği bir ülkede yaşarken, burada ağaçların numaralandırılması, kayıtlı olması, zarar gelmemesi için takip edilmesi insanın içini burkuyor.

8W0C9017

Zeytin ağaçları arasında kısa bir video gezintisi için aşağıya tıklayınız.
[evp_embed_video url=”http://www.yinedustukyollara.com/puglia1.mov” width=”860″ poster=”http://www.yinedustukyollara.com/wp-content/videoposter.jpg”]

İtria’da ilk uğradığımız kasaba Fasano, burada bir kahve içtik, kasabanın meydanında yine ayaküzeri sohbet eden erkekler arasına katılıp sohbeti dinledik. Neşeli bir kasaba, sokakta zeytin ve zeytinyağı satıcıları, kuruyemişçiler. Sonra yolumuza devam edip muhteşem yine zeytinliklerin, bahçelerin içinden yol alarak Alberobello’ya akşam üzeri ulaştık.

fasano

ALBEROBELLO

Burası Puglia’nın, hatta turillo denen evleri ile mimari olarak Dünya’nın en ilginç kasabası ve çok da turistik. Alborebello turillo evleriyle Unesco Dünya Mirası listesinde. Albero italyanca ağaç demek, Alberobello ise güzel ağaç anlamında. Bu kasabanın geçmişi 16. yüzyıla dayanıyormuş, buraya yerleşen halk Napoli krallığına vergi ödemeyi kabul etmemiş, vergi toplamaya geleceklerini duyduklarında taşlarla sıva kullanmadan ördükleri evlerin çatılarını hemen yıkıyorlar, Napolililer gidince tekrar taşlarla çatıları örüp yeniden inşa ediyorlarmış, özel taşları dizerek yaptıkları bu evler kolaylıkla yapılıyormuş. Şu an yaklaşık 1200 turillo evi varmış Alborebello’da.

8W0C8875

Alberobello karşılıklı iki tepeden oluşuyor, biri yeni yerleşim yeri, diğeri de tamamen turillo evlerinin olduğu eski yerleşim yeri. Yeni şehir tarafından bir balkondan eski şehri bütün olarak karşıdan seyretmek çok keyifli.

alborebello

8W0C8731

Alberobello eski turilli evlerinin olduğu bölgeye Corso Vittorio Emanuelle caddesinden ileri doğru devam edip, kare şeklinde budanmış ağaçların olduğu Piazza Plebiscito’nun ilerisindeki bir balkondan tüm eski şehri izleyebilirsiniz. Bu balkondan görülen esas turilli evlerinin olduğu manzara muhteşem.

Eski şehirde sokaklarda evlerin arasında gezmek de güzel, ancak neredeyse tüm evlerin turistik hediyelik eşya satışı için kullanılıyor olması çok tatsız ve itici geldi bize.

8W0C8752

Evlerin çatısında ev halkını kötülüklerden koruduğuna inanılan Şaman sembolleri çizilmiş.

işaretler

Alberobello’da akşam gezerken gördüğümüz salaş bir restoranda bombette diye bir ızgara et yedik. Tadı çok güzel, bir et üstüne jambon sarılmış şekilde mangalda ızgara yapılıyor, nefis. Bu gece Alberobello’da konakladık.

bombetto

Ertesi sabah yine düştük yollara ve Itria vadisindeki diğer kasabalardan Locorodonto, Martina Franca, Cisternino ve Ostuni de gezdik. Bu kasabaların hepsi muhteşem, hiçbirinden ayrılmak gelmedi içimizden, özellikle Martina Franca, keşke Alberobello yerine Martina Franca’da konaklasaydık dedik.

LOCORODONTO

Bir tepeye kurulmuş olan Locorodonto’nun merkezindeki parkından sanki bir terastaymış gibi tüm Itria vadisi panaroması muhteşem görünüyor. Bu terastan baktığımızda vadideki üzüm bağları, zeytin ağaçları ve onların arasında ara ara görünen turilli evleri ve Puglia bölgesindeki Masseria denen çiftlik evleri görünüyor.

8W0C8779

Locorodonto’nun daracık sokakları arasında gezdiğimizde bir kasabanın evlerinin bu kadar bakımlı, sokaklarının bu kadar temiz nasıl tutulduğunu inanamadık. Bembeyaz evler, camlardan sarkan begonviller, kapı önü çiçek dolu saksılar hepsi çok güzel, sevimli bir kasaba, kasaba meydanında II.Dünya savaşında ölenler için bir anıt var.
Meydanında yine kasaba halkı grup grup toplaşmış sohbet edip şakalaşıyorlar.

pol

Locorodonto’da bir kahve içip, bir diğer kasabaya geçiyoruz, yeni kasabamız Puglia bölgesinin küçük kasabaları arasında en beğendiğim Martina Franca.

8W0C8778

MARTİNA FRANCA

Martina Franca meydanında pazar kurulmuştu, yurtdışında en sevdiğimiz muhabbet bu, peynir çeşitleri, zeytinyağları, et ürünlerini denedik, hepsi çok güzeldi. Bir kahve içmek üzere oturduğumuz pastanede kilise ayininden çıkmış, sonrasında aile ziyareti yapacak olan yerli halkın akın akın kilolarca kuru pasta aldığı bir pastaneydi. Neredeyse sıra var, kutu kutu kuru pasta alıyorlar. Pastalarının tadı da süperdi.

8W0C8795

Martina Franca’nın beni en çok etkileyen yönü çok şık ve güzel meydanı, Piazza Plebiscito, öyle güzel ki, meydanda uzun süre oturup keyif yaptık, burada meydana yakın bir kaç otel var, Puglia bölgesi ve Itria vadisine gidecek olanlara Martina Franca’da konaklamalarını tavsiye edebilirim, çok güzel bir kasaba. Sırf Piazza Plebiscito’da ve onun açıldığı sokaklarda vakit geçirmek için bile kalınır Martina Franca’da.

8W0C8809

Martina Franca’nın binalarında barok tarzında, diğer Itria vadisi kasabalarına göre daha gösterişli, daha şık binalar, meydanlar var. Kasaba tarihi 1300 lü yıllara dayanıyor, o zamanlar bölgenin zenginleri bu kasabada yerleşmişler, binaların şıklığı, meydanların güzelliğinin sebebi bu olsa gerek. Şehrin eski bölümüne barok mimarili Arco di Sant Antonio kapısından giriliyor ve yine güzel bir meydan olan Piazzo Roma’ya ulaşılıyor, buradan ilerlediğinizde kentin sarayı ve daha sonra basilica ve biraz ilerde de Piazza Plebiscito meydanına geliniyor. İşte bu meydan belkide Avrupa şehirleri içinde gördüğüm en güzel meydan, kesinlikle.

Martina Franca meydanları, şık ve sade evleri, bakımlı güzel sokakları ile bölgenin en güzel kasabalarından.

8W0C8805

CİSTERNİNO

Martina Franca’dan Cisternino’ya geçtik, burası da Itria vadisinde tepeye kurulmuş küçük bir kasaba, kasabanın parkındaki seyir terasına çıktığımızda yine aşağıdaki vadide serpiştirilmiş turillo evleri ve zeytinlikleri uzun süre seyretmekten kendimizi alamıyoruz. Burası cittaslow şehri seçilmiş, her köşesi gerçekten çok sakin, yine tertemiz sokaklar, yine bakımlı evler, küçücük meydanlar ve Cisternino’da meşhur olan kasap restoranlar.

IMG_2175

8W0C8844

8W0C8835

Cisternino’da bu kasap olarak hizmet veren ve yanısıra seçtiğin eti ızgara pişirerek servis eden bir restorant sistemi var. Burada çok meşhur olan kasap-pişirme şeklinde çalışan ızgara etçilerde öğlen yemeği yiyeceğiz, Alberobello’da yediğimiz ve çok beğendiğimiz bombette burada da yapıyorlar, hem de bir kaç çeşidini. Burada bir kasap restorana girdik, kasap tezgahı gibi bir buzdolabından yiyeceğimiz etleri seçtik ve ağzımızın suyu akarak etlerimizin pişirilmesini bekliyoruz, tüm ailenin çalıştığı bu restorandaki yediğimiz fırınlanmış patatesle servis edilen etleri ve salatasını, yerel şaraplarını hepsini çok beğendik.

8W0C8839

CEGLIE MESSAPICA

Cisternino’dan öğle yemeği sonrası yola çıktık, Ostuni’ye gidiyoruz. Arada Ceglia Messapica kasabasına da uğradık, burası da tarihi bir kasaba, evler muhteşem, diğer kasabalara göre daha çok taş ev var, bir kahve içip, yine sokaklarında dolaştık ve ünlü restoranları ve yemek okulları olan kasabadan ayrıldık.

8W0C8902

OSTUNİ

Ostuni kasabası Adriatik denizine 8 km mesafede, beyaz badanalı evleri ile vadiden hemen dikkat çekiyor ve bu sebeple “la citta bianca” yani beyaz şehir olarak biliniyor, şehrin çevresine yapılmış olan surları bile bembeyaz.

o

Şehrin meydanı Piazza Della Liberta büyük bir meydan, meydanda San Francesco kilisesi var, kasabanın en üst noktasına Via Catedrale caddesinden yukarı, sokaklarında döne döne keyifle yürüyerek çıkıyoruz, evler, sokaklar çok güzel, en tepeye çıktığımızda ise kasabanın sanki sonu gibi olan Adriatik denizine bakan yöndeki manzara nefes kesiyor. Sağ ve sol yöne baktığımızda alabildiğine, gözümüzün görme mesafesini de aşan zeytinlikleri görüyoruz, inanılmaz bir manzara, sessizlik ve ilerde Adriatik denizi…Sanki zeytin ağaçlarının hışırtısı duyuluyor vadiden doğru, anlatılır gibi değil, görmeniz lazım.

Şimdi yazarken öyle bir duyguya kapıldım ki kalkıp tekrar gidesim geldi, sırf o manzara için bile gidilir Puglia’ya ve tabii Ostuni’ye…

o1

Sokaklarında gezdik, meydandan yukarı çıkana kadar ana caddede sanki Bodrum çarşı içi geziyormuşuz gibi turistik dükkanlar var, hediyelik eşya, zeytinyağı, sabun, sandalet satıyorlar.

Sokak boyunca yukarı sola doğru ilerlediğimizde katedrale ulaştık, çok şık ve işlemeleri zarif bir katedral. Burası küçük bir meydan ama çok şık, atma köprü kolon, bir kafe ve dondurmacı var, yukarı doğru yürüyenler dinlenmek için burada oturup dondurma yiyiyorlardı.

8W0C8917

Hava alacakaranlık oldu, artık Ostuni’den ayrılıp Lecce’ye gitmemiz lazım, Ostuni’den çıktık ama Ostuni’den aşağıya vadiye indiğimizde gözüm arkada kaldı, aşağıdan da Ostuni’nin manzarası muhteşem, vadiden ayrılamıyoruz, bu defa Ostuni manzarasını aşağıdan en iyi görebileceğimiz açıyı aramaya başladık ve aşağıdan da Ostuni’yi seyrettik.

8W0C8949

LECCE

Ostuni’den akşam üzeri yola çıktık, şimdi 76 km uzaklıktaki Lecce’ye gidiyoruz. Bakalım Ferzan Özpetek’in Serseri Mayınlar filmindeki Lecce sokaklarının güzelliğini yakalayabilecek miyiz. Akşam 20:30 gibi Lecce’de olduk, otelimize yerleştik ve aklımızdaki bir salaş balık lokantasında yemek yemek üzere otelden çıktık.
L’Ostrica Ubriaca isimli salaş balık restorantında çeşit çeşit balık ve diğer deniz ürünlerini satıyor. Güzel bir yemek oldu, yediklerimizin tadı iyiydi ama denemek isterseniz “söylemekte fayda var” salaş bir restoran ve ortamı çok akşam yemeğine uygun değildi.

ubri

Yemekten sonra Lecce’nin ünlü Sant’Oronzo meydanına gittik, burası sanki bir tiyatro dekoru içindeymişsiniz hissi veren bir meydan, meydan çok büyük değil ve ortasında 2. yüzyılda yapılmış olan bir antik tiyatro var, meydanı çevreleyen binalar çok etkileyici, meydanın diğer bir tarafında Santa Oronzo sütunu ve çevresinde de bir çok kafe var. Meydan o kadar kalabalık ve hareketli ki takip etmek zor. Belli ki akşam saatlerinde bu meydan gençlerin buluşma noktası olmuş. Biz de Sant’Oronzo meydanında bir kafede oturup antik tiyatro manzarasına karşı pastamızı yiyip, akşam çayımızı içtik.

8W0C8971

Ertesi sabah erkenden kalkıp, yine Sant’Oronzo meydanına gittik ve kahvaltı üzerine kahvemizi meydanda içtik ve gördük ki meydan akşam saatlerine göre sakinleşmiş olması ve sabah ışığıyla çok daha güzel ve özel. Çevresindeki barok tarzı binalar, meydandan açılan sokaklar, geçitler çok güzel.

8W0C8969

Daha sonra Lecce’nin dar ve tarihi sokaklarını keşfe çıktık. Sant’Oronzo meydanına yakın bir arka sokaktaki meydanda Santa Croce Bazilikası’nı gezdik, Bazilika’nın bizi de ilgilendiren bir yönü var, dış cephesinde İnebahtı Deniz savaşında esir alınan Osmanlı askeri figürleri de yeralmış. Bu figürlerde Osmanlı askerleri mutsuz, yorgun, yük taşıtılıyorken gösterilmiş, ayrıca ağzında hilal taşıyan yunuslar da yer alıyor duvarda, bu hilal osmanlıyı temsil ediyor maalesef.

8W0C8977

Daha sonra Lecce sokakları keşfine devam ederek eski şehrin 3 giriş kapısından biri olan Porta Napoli/ Napoli kapısına ulaştık, oradan sol tarafa cadde boyunca devam edip Duomo meydanındaki şehrin meşhur Lecce katedraline ulaştık. Yol üstünde çok güzel antikacılar vardı, gezmesi keyifliydi. Bu meydan muthiş, çok etkileyici.

8W0C8999

rahibe
Rahibe de olsan bisikletini kilitlemekte fayda var demek ki. Burası İtalya :)

Lecce barok mimarisi yoğun bir şehir ve esas ilginç olan şehrin altında tamamen tarih yatıyor olması. Dar sokakların arasında gezerken Duomo meydanındaki ünlü Lecce Katedrali’nin arkasındaki binaların altında kalan bir kısmı çıkarılmış ve çevresi korumaya alınmış küçük bir antik tiyatro daha gördük, binalar arasına sıkışmış bir antik tiyatro, şaşkınlık verici.

8W0C9011

Lecce’nin eski şehir kısmı çok etkileyici ve keyifli, şehir İtalya’nın güney bölgesindeki mimarisi en şaşaalı şehir, görülmeye değer.

8W0C9006

Artık Lecce’den ayrılmamız gerekiyor daha gezecek çok yer var Puglia’da. Şimdi Adriatik sahiline inip oradan Otranto’ya gideceğiz.

ROCA VECCHİA

Lecce’den Otranto’ya geçerken sahil yolunda gitmeyi tercih ettik, sahilden devam ederken hiç planımızda yokken bir antik şehir tabelası ve denizin yarattığı bir doğal havuz resmi görüp hemen giriyoruz, Roca Vecchia dayız. Roca Vecchia Adriatik kıyısında arkeolojik bir alan. Antik şehri tanıtan tabelayı okuyunca buranın tarihinin İ.Ö.2.yy a kadar uzandığı ve Miken uygarlığının da izleri olduğunu öğrendik.

Ama burada esas benim ilgimi çeken denizin kayalıklarda açtığı doğal deniz havuzu.

8W0C9050

Arabamızı park edip, denize doğru yürüyerek bölgenin keşfine çıktık, falezler üzerinde denize doğru tarihi şehrin merdivenleri, arkeolojik kalıntılar var, daha ileri yürüyüp alt resimdeki havuza ulaştık, deniz tertemiz, muhteşem, hem denize girecek şekilde çıkmadığımız hem de havanın soğuk olması dolayısı ile bu doğal havuza atlayamadım ama aklım orada kaldı, birgün tekrar oraya gideceğim ve o doğal havuza gireceğim inşallah, hayallerim arasındadır bu konu.

pm

OTRANTO

Yola devam edip Otranto’ya ulaştık, Otranto yat limanı da olan bir sahil kasabası, yine eski şehir tarafı güzel, korunmuş, temiz bakımlı evleri, dar ara sokakları, eski şehri çevreleyen güçlü surları, kalesi ile güzel bir şehir.

8W0C9066

Otranto’nun bizim tarihimizde de önemli bir yeri var aslında…
Fatih Sultan Mehmet döneminde Arnavutluk ve Dalmaçya kıyılarını fetheden Osmanlı, İtalya’ya da güneyden girmeyi dener ve o dönemde kıyı savunması en güçsüz olan Otranto’yu 1480 yılında 100 donanma gemisi ile fethederek karaya çıkış yapar. Buradan Lecce, Brindisi ve Taranto şehirlerini de ele geçirmek üzere hamleler yaparlar ama Napoli krallığı geri püskürtür. 13 ay Otranto’da Osmanlı orduları işgali devam etmiş, şehre yerleşmişler, ama halk şehri terk etmiş, kaçıp gitmiş ve Osmanlı’ya yiyecek ikmali yapmayı reddetmişler. Bu da Osmanlı ordusunu güçsüz ve zor durumda bırakmış.
Osmanlı Otranto’da halkı müslüman olmaya da zorlamış, müslüman olmayı kabul etmeyen 800 kişinin kafasını maalesef kesmişler, başları kesilenler aziz ilan edilmiş ve şimdi iskeletleri ile kafatasları Otranto katedralinde sergilenmekte. Çok tatsız bir durum maalesef. O dönemde İtalya ve Papalık çok paniklemiş, hatta Papa kaçıp İspanya ya da Fransa’ya sığınma planları yapıyormuş ama Fatih Sultan Mehmet’in bir sefere “Roma olduğu sanılıyor” hazırlandığı ve sefere çıktığı ilk günlerinde İzmit tarafında 1481’de hastalanıp ani ölümü İtalya seferinin devam etmesini önlemiş, ve Otranto’daki donanma geri çekilmiş böylece İtalya rüyası da sona ermiş…

8W0C9068

Halen Otrantolular şehirleri ve kendileri ile gurur duyuyorlarmış, İtalya’ya Osmanlı’nın girişine biz engel olduk diye.

Böyle sonuçlanması insanlık, çevre ve tarih adına hayırlı olmuş, güzelim İtalya kurtulmuş, eminim ki bugün eğer orada olsaydık İtalya İtalya olmaktan çıkmış, mimari güzellikler, tarihi eserler yok edilmiş olur, yerine memeleketimizi getirdiğimiz durumda olurdu güzelim İtalya, özetle Toki, Avm, Rezidanslarla doldurmuştuk..

Otranto’yu biraz uzun anlatmış oldum ama, bu bilgi ve katedraldeki iskeletler kayda değer maalesef.

GALLİPOLİ

Şimdi sırada çok güzel bir kasaba olan Gallipoli var. Öncelikle ismi bende merak uyandırdı, bizim Gelibolu ile ilgisi var mı acaba dedim, ama isminin Yunanca Kallipolis’den “güzel şehir” anlamına geldiğini öğrendim. Gallipoli ilk şehre girişte bu şehir pek kayda değer değil herhalde dedirtti ama sonra eski şehir bölgesini gezince 1 gece daha Gallipoli’de kalsak da ayrılmasak mı dedirtti.

8W0C9148

8W0C9162

Burayı anlatmak zor, yeni yerleşim bölgesi ve 16.yy da yapılmış bir köprü ile bağlı olan küçük bir adacık olan eski şehir bölgesi. Ama ne eski şehir, ben hayran kaldım, ara sokaklar tam İtalyan, mahalle arası muhabbeti, küçük pizzacılar, sokakta koşturan top oynayan çocuklar, pencereden sarkmış bakan, sağa sola laf atan kadınlar, dar sokakların açıldığı küçücük meydanlar ve o meydanlarda kilise bahçesinde, banklara oturmuş sohbet eden yaşlılar.

IMG_2217

Sokak aralarında yürüyüp kaybolduk, mahalle pizzacısında bağırıp çağırarak şakalaşarak sohbet eden yaşlı genç İtalyanlarla sıraya girip, ayaküzeri odun fırınında pişmiş, domates soslu nefis bir pizza yedik. Deniz kenarındaki kafede güneşi batırdık, kilisenin önündeki banklarda İtalyanlarla oturup sohbetlerini dinledik, aynı dili konuşamadan sohbet ettik, gülüştük ama birbirimizi anladık. İnanılmaz dokunulmamış bir yapı, değişmemiş kendi küçük dünyalarında yaşayan bir halk, sebzeci arabaları, küçücük bakkallar, kasaplar. Turist de olmadığı için tam bir orjinal İtalya içindeydik.

IMG_2230

IMG_2223

IMG_2226

Gallipoli’nin eski şehir bölgesine girişte bir balıkçı barınağı, balık hali ve köprü bağlantısı, sonrasında 14.yy da yapılmış olan Angioino kalesi var ve çevresi denize dimdik bir duvar ve hemen tüm eski şehrin çevresinde adayı dolanan deniz manzaralı bir yol ile çevrili, o yolda bir kaç tane açılmış az sayıda ceplerde cafeler restorantlar var, cafelerde oturup denizi seyrederek keyif yapmak büyük zevk.

galli

Iyonia denizinde Taranto körfezine bakan Gallipoli’nin şehir duvarlarının altındaki merkezdeki geniş kumsalı çok güzel ve denizi tertemiz.

8W0C9118

Gallipoli için özellikle şurasını görün demeyeceğim sadece Puglia’ya giderseniz Gallipoli’yi mutlaka görün ve hem çevresinde tur atın, hem de sokak aralarında gezin derim.

galli1

TARANTO

İşte nihayet Taranto’ya geldik, hem merakla, hem hafiften endişe ve çekinme duyguları ile. Burası Puglia bölgesinin büyük şehirlerinden, geçmişi çok eski zamanlara uzanıyor Taranto’nun, M.Ö. 706 yılında Sparta kolonisi olarak kurulmuş.

Burası İtalya’nın önemli bir deniz üssüymüş, önemli bir askeri liman, denizci kıyafetli askerler sokaklarda, burada bir donanma yerleşmiş, zaten bir iç deniz var, şehri birleştiren köprüler var, şehir girintili çıkıntılı, köprüleriyle çok güzel görünüyor.

Taranto’nun Aragonlular kalesi 15.yy da Osmanlı saldırılarından korunmak için yapılmış, şimdilerde Deniz kuvvetleri ofisi olarak kullanılıyormuş.

8W0C9186

İtalya’nın neredeyse tüm şehir ve kasabalarında eski şehir ve yeni şehir var ama burada inanılmaz bir durum var ki, neredeyse tüm İtalya’yı görmüş birisi olarak söylüyorum ilk defa İtalya’da böyle bir yerleşim görüyorum. Eski şehir denilen bölge yıkık dökük, binaların yarısı var, yarısı yok, ön yüzleri yıkılmış, yıkılan duvarlardan evlerin odaları yaşam alanları görülüyor, sanki savaştan çıkmış. Belli ki tarihi binalar ve hiç kimse onarmamış, çok ilginç. İçinde yaşanan bölümler de var ama yaşanan bölümleri de neredeyse aynı durumda. Halk belli ki çok fakir, binalar yıkık dökük ama çok çok ilginç bir bölge, içinde üniversite bile var inanmayacaksınız.
Tam fotografçılar için…

Üstelik ilginç olan diğer durum, yeni şehrin çok şık ve zengin görüntülü olması ve iki bölüm arasında arada sadece 100 metrelik bir köprü olması.

tar

Puglia gezisi yapacaklara ne Taranto’ya mutlaka gidin, ne de gitmeyin diyemiyorum, kişiye göre değişir bu şehri görmek.

Taranto’dan Matera şehrine geçtik ve o gecemizi muhteşem şehir Matera’da geçirdik, ancak Matera bir Puglia bölgesi şehri değil, İtalya’nın Basilicata bölgesi şehri.
o sebeple bu yazı başlığı altında Matera’yı anlatmadım, onu başlıbaşına ayrı bir yazı olarak anlattım ve ayrıca yayınladım.
Matera yazım için tıklayınız.

Taranto sonrasında artık Puglia bölgesindeki gezimizin sonuna geldik ve dönüşe geçmiş olduk, Matera’dan sonra son göreceğimiz Puglia kasabalarımız Altamura ve Giovenezza’ya geçtik.

ALTAMURA

Citta del Pane, ekmeğin şehri… Altamura kasabası giriş tabelasında böyle yazıyor.
Altamura şehri antik Roma’dan beri çıkartmış olduğu özel ekmeği ile ünlü, bu ekmek tescilli olup, tüm İtalya’da hatta Dünya’da Altamura ekmeği olarak tanınıp satılıyormuş.

Şehirde birçok Altamura ekmeği üreticisi var ama en eskisi ve bileneni “İl Forno Santa Clara”. 1423 tarihinde inşa edilen küçücük fırınında, o tarihten beri aynı yerinde üretim yapmaya devam ediyormuş, biz de sabah otelimizden ayrıldık ve direkt Altamura ekmeğini bulmaya odaklı olarak başladık labirent sokaklarda fırını aramaya, nihayet Via L.Martucci / Martucci sokağına girdiğimizde mis gibi ekmek kokusunu takip edip İl Forno Santa Clara isimli müze gibi fırını bulduk.

altamuraekmek

Altamura ekmeği aldık ve sokaklarda kopara kopara çıtır çıtır ekmeği yiye yiye dolaşmaya başladık.Altamura ekmeği dış 2 cm sert bir kabuk, içi sarı ve pişkin, tadı nefis, 2 hafta kadar hiçbir şey olmadan kalabilen bir ekmek.

altamura

Altamura, yine sokakları, meydanları güzel bir tarihi İtalya şehri, Altamura katedrali ve Duomo meydanı şehrin en hareketli bölgesi. Altamura sakin, güzel bir kasaba ama çok özelliği olan bir kasaba değil, sadece ünlü Altamura ekmeğini almak, tatmak için uğranabilir.

8W0C9308

GİOVİNAZZO

Puglia bölgesini Giovinazzo ile kapatmak çok yanlış oldu, zaten Puglia kapatılacak yer değil, insanı yine çağıran bir bölge, Giovinazzo hepten bırakmıyor insanı, gitme diyor.

8W0C9342

Giovinazzo öyle güzel bir sahil kasabası ki, bir kale içinde eski şehir, tertemiz tarihi binalar, daracık sokaklar, küçük, şık, deniz kenarı, balıkçı kayıkları, deniz mis, insanlar sakin…

Şehrin duvarlarından denizi seyrediyoruz, aşağıda bir tekne var, genç bir grup tekneye yemek sepetlerini hazırlayıp gelmiş, denize eğlenmeye, yüzmeye doğru açılan gençler şakalaşıyorlar, hatta daha denize açılmadan, birbirlerini itiyor, neşeyle denize düşüp yüzüyorlar..limanda bile deniz tertemiz.

Offf of buraya mı yerleşsek dedim…

8W0C9366

Deniz kenarına indik ve küçücük koyda ben ayaklarımı denize soktum, sonra bir kadın 2 küçük çocuğunu getirdi, onlar da ayaklarını denize soktu, ortalıkta çıt çıkmıyor, araba sesi yok, gürültü yok, ilerde denize açılan gençlerin tekneden gülüşme sesleri geliyor, o derece sessiz sakin bir koydayız.

8W0C9361

Giovinazzo’da deniz tertemiz, hava mis, insanlar sakin, biz neden böyle değiliz, artık bilemiyorum, bizim en küçük kasabalarımızda bile bu sakinliği artık bulamıyoruz gibi, bana mı öyle geldi…

8W0C9344

İşte Puglia, uzun uzun yazdım, yazarken Ahmet’e sık sık hadi kalk gidelim yine Puglia’ya dedim dedim durdum.

Gideriz yine, gideriz gideriz, hem de daha keyif ala ala gezmek, daha çok yemek için…

NETİCE ve SON NOTLAR;

-Puglia gerçekten en güzel İtalya, İtalya’nın turistik, boyalı böcek yerlerine hiç benzemiyor, umarım değişmez ve bozulmaz,

-Puglia bölgesindeki restorantlar istisnasız saat 12:00 ile 15:00 arası açık, 15:00 de kapatıyorlar, sonra akşam 19:30-23:00 arası açılıyorlar. Saatlere dikkat edin aç kalabilirsiniz,

– Gözalabildiğine zeytinlik bölgesi olan Puglia’da 60 milyon zeytin ağacı varmış, ülke nüfusu 60 milyon, yani her İtalyana kişi başı 1 adet Puglia bölgesinden zeytin ağacı düşüyor, ülkenin %60 zeytinyağı ihtiyacı da Puglia’dan karşılanıyormuş, üretilen zeytinyağları erken hasat ve antioksidanı yüksek bir zeytinyağı,

– Bari’den el yapımı orrecchiette makarnası alacaksanız mutlaka dönüş gününüzde alın, hamur henüz tam kurumadığı için buzdolabına konmayınca küf yapıyor,
Biz ilk aldığımızı maalesef attık, son gün tekrar aldık, iyiki almışız, nefisti

– Bölgede “özellikle Itria vadisinde” ” Masseria” isimli eski aristokrat ve zengin ailelerin çiftlik evleri, otel ve konaklama hizmeti vermek üzere turizime kazandırılmış, agrotourismo/tarım turizmi denen sistem uygulanıyor, %70’i konaklanan çiftlikte üretilen ürünler kullanılarak, ev sahibinin kendi hazırlanmış olduğu yiyecekler ikram ediliyor, birlikte tarım işi yapabiliyorsunuz ya da pişirebiliyorsunuz ve aile ile birlikte yemek yiyebiliyorsunuz, biz masseria larda kalmadık ama çok yaygın,

– Puglia’nın gezilecek keşfedilecek daha çok köy, kasaba olduğuna eminim, bir sonraki gezimizde de oraları keşfetmeye çalışacağız

– Roca Vecchia da deniz havuzuna atla! Mutlaka yapılacaklar listeme eklendi bile😉🙋🏻

 

Not: Tüm yazı ve fotoğraflar sadece izin alınarak ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.