MESTRE – ROMA TREN YOLCULUĞU ;

1990 Yılında trenle ilk İtalya’ya gidişimizde daha ilk gün başımızdan süper bir macera geçti. Giderken yine ailelerimiz aman dikkatli olun, İtalya’ da hırsızlık çok fazla diye uyarmışlardı, biz de gülmüştük, yahu genelleme yapmayın, herkes mi hırsız İtalya’da diye kızmıştık.

İstanbul’dan trenle 3 gün süren yolculuk sonrası İtalya-Mestre’ye indik, Mestre’den Roma trenine bindik. Pazartesi gecesi 24:00 gibi bindiğimiz tren, hem Ağustos ayı İtalyanların feriyesi (genel tatil) hem de hafta arası olduğundan bomboştu. Ahmet ve ben musluklarından sıcak su akan, şık koltuklu trende bomboş kompartmanlardan birine yerleştik.Tren yola çıktı, sadece bizim değil, tüm kompartmanlar boş, pek hoşumuza gitti bu rahatlık, ama yanılmışız. Üst bölümdeki rafa çantalarımızı yerleştirdik, Ahmet fotograf çantasını en arkaya sakladı. Şimdi sıra uyumaya gelmişti, uzattık ayaklarımızı karşıya, başladık uyumaya. Bir ara gözümü bir açtım ki ne göreyim, kompartmanda bir adam, fotograf çantamızı en köşeden almış, sessizce geri geri çıkmaya çalışıyor. Kompartman kapısında da 2 adam onu bekliyor, ben bir çığlık attım, Ahmetttt uyan diye, adamdan foto çantasını çekip aldım, adam da şokta, kompartıman önündeki koridora çıktı. Adamların üstü başı düzgün, sokakta görsen film yıldızı, pop star vs diyebilirsin, bu arada 3′ ü kendi aralarında konuşuyor ve bize bakıyorlar. Ahmet kompartımanın kapısını kapattı, ama adamlar gitmiyor, camdan bize bakıyorlar. Bu sırada tren karanlıkta yol alıyor ve saat sabaha karşı 4:00 civarı, tren bomboş. O sırada kondöktör geldi, bize bilet kontrolü yapacak, sürgülü kapıyı açtı, biz adama birşeyler soralım dedik, bizim hırsız içeri girdi, ne sorduğumuzu dinliyor. Sonra 3 kişinin 2 si sağa, 1 i sola doğru dağıldılar ama olan bizim uykuya oldu. Artık uyku haram, sabaha kadar her tıkırtıda diken üstünde oturduk.

Sabah saat 7:00 gibi Roma’da uykulu gözlerle, sallanarak trenden indik, istasyonun ana caddesine çıktık, otelimize gideceğiz, bir de ne görelim bizim hırsız ellerini ceplerine sokmuş, ıslık çalarak yanımızdan geçiyor, bizi gördü ve göz kırpıp, ıslık çalmaya devam ederek gitti, biz arkasından bakakaldık. İşte İtalya’ da ilk günümüz, Viva Italia.