YUNANİSTAN – NERELERDEN KOVULDUK ;

1991 yılında çıktığımız Yunanistan turunda önce Kavala’da bir olay yaşadık, akşam üzeri yorgun argın arabamızı sahilde park etmiş, arabamızda uyukluyoruz. Bu sırada arabamıza yaklaşan 4 genç bişeyler söyleyip arabamızı sarsıp, sallamaya başladılar (arabamız malum Türk plakalı). Direkt gazlayıp, siz ne yapıyorsunuz diye sorgulamadan, tabana kuvvet Kavala’dan çıktık (kaçtık demeye dilim varmıyor) Ehh, ucundan kan damlayan Kıbrıs haritası ile Kavala girişinde de karşılaşmıştık.

Daha sonra Atina’da Plaka Bölgesinde (bizim Beyoğlu ya da Kapalıçarşı gibi bir yer) gündüz gezerken, bir hediyelik eşya dükkanına girdik, aramızda Türkçe konuşuyorduk, dükkan sahibi bunu duyunca bizi el, kol hareketleri ve bağırmalar ile dışarı çıkarttı. Bu günkü gibi net olarak gözümün önünde, adam dükkanının önüne çıkıp, Yarım yamalak bir Türkçe ile Konstantinopol bizim, kanımız yerde kalmayacak, defolun gidin vs.vs söylevleri vermiş ve diğer komşu dükkanlarında bu bağırış çağırışa tepkisiz kalıp, sokağın ortasında şaşkın kalan bizi izlemişlerdi.

Atina’da kime soru sorsak, önce nereden geliyorsunuz, İtalyan? Alman? İngiliz vs. şeklinde kendileri ülkeleri sıralayıp sorguluyorlar. Biz Türküz dediğimizde, sorumuza cevap vermeden çekip gidenler bile oldu.

Selanik’ ten çıkıp Meteora yoluna girdiğimizde ( pazar günü tüm akaryakıt istasyonları ve fırınlar kapalı oluyor ) bir dağ köyünden geçerken karnımız acıkmış, ama her yer kapalı olduğundan yiyecek bulamıyoruz. Bir köy evinin kapısındaki köylüye sorduk, ekmeği nerden bulabiliriz diye, o da cmt-pazar günleri hiç bir yerde bulamazsınız ben size evimden vereyim, fazla var dedi. Biz teşekkür ettik ve karşılığında parasını verelim dedik, adam no no siz misafir deyip duruyor, bizde parayı vermeye çalışıyoruz, o anda adam sorguya başladı, İtalyan? Alman? vs diye, biz de Türküz dedik, adamın yüzü değişti, para almam diye ısrar eden adam, parayı verin dedi. İşte bizi bu kadar çok seviyorlar.

YUNANİSTAN- BOYNUMUZA SARILANLAR DA OLDU ;

Ama tüm bu anlattıklarıma rağmen Atina’da çok yaşlı amca ve teyzelere rastladık ki, siz Türkmüsünüz, nereden geliyorsunuz, İstanbul’dan mı, İstanbul nasıl ? Beyoğlu duruyor mu? İstiklal Caddesi duruyor mu? şeklinde sorular sordular, ağlayıp boynumuza sarılıp öptüler. Bu tür sevgi gösterenler de oldu, hem de mübadeleye mağruz tutuldukları halde. Çok özledik İstanbul’u diye ağlayanlar bile oldu.