BERLİN – ALMANYA

2005 yılının Mart ayında, yoğun ilgi alanımda olan bir konuda Berlin’ e iş gezisi için görevli gittim. Konu ITB Turizm fuarı. ITB Turizm Fuarı tüm dünya ülkelerinin tanıtımı amacıyla yapılan dünyanın en büyük turizm fuar organizasyonu. Benim gibi turizme gönül vermiş bir seyahat delisi için bundan daha uygun bir “biçilmiş kaftan” görev olabilir mi acaba.

Aslında oldum olası Almanya’ nın Berlin şehrini görmek isterdim, bu iş gezisi benim için ayrıca bir fırsat oldu. Berlin’ i çok merak ediyorum ama Almanya’ nın diğer şehirleri konusunda ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Daha önce Münih’ i görmüştüm ve Almanya konusunda hiç yanılmadığımı bana teyid etti Münih. Yapılan araştırmalar sonucunda Berlin Avrupa’ da görülmek istenen şehirler sıralamasında Londra, Paris, Roma’ dan sonra 4. geliyormuş. Berlin’ i görmek için sabırsızlanıyorum ama bu defa eşim ve oğlum olamayacak yanımda.

Berlin’ de taksi ile şehrin bulvarlarından geçerken, bir film çekiminde arabanın camından Berlin kentinin ihtişamını seyreden filmin oyuncusu gibiydim. İnanılmaz etkileyici, büyük bir kültürün ve tarihin içinde geziyormuş gibi hissettiriyor insana Berlin. Şehir o kadar mağrur, gizemli ve ihtişamlı ki. Berlin üzerindeki sakinlik ile (ben öyle hissettim) bir zamanlar çok şey gördüm, geçirdim ben havasını tamamen ziyaretçilerine yansıtıyor ve gezdikçe insanın tüylerini diken diken ediyor.

ITB Fuarından arta kalan zamanlarda ve fuarın bitmiş olduğu son dönüş günü fırsat buldukça Berlin sokaklarında görmek istediğim yerleri gezdim. Berlin özel bir şehir, ya da bu şehirde yıllarca yaşanılan ve tarihe önemli izler bırakmış olaylar olduğunu bilmek, şehre ayrı bir gizem ve özel olma havası katıyor. Geniş ve uzun bulvarları ile çok asil bir şehir.

Berlin’ de Hilton otelinde kaldım, otel tarihi şehrin tam merkezinde, ünlü Mitte bölgesi, Postdamer Platz, Alexanderplatz, Brandenburg Kapısı’ na çok yakındı.

Otelin kapısında Berlin’in simgesi olan meşhur ayı heykellerinden vardı. Bu sevimli ayı heykellerinden şehrin diğer noktalarına da yerleştirmişlerdi. (Bizdeki inek heykeleri misali)

Almanya’ nın başkenti olan Berlin, ayrıca Almanya’nın en fazla farklı milletten insanı barındıran kenti. Göçmen nüfus içinde en büyük çoğunluk da Türklerin elinde gibi, nereye baksanız işte bir Türk diyebileceğiniz kadar nüfuzluyuz! Berlinde. Özellikle Kreuzberg semti Türklerin yoğun yaşadığı bir bölge, o kadar çok Türk var ki, bu sebeple semtin bir diğer adı “Küçük İstanbul”.

Türk nüfusun yoğunluğu süper bir kolaylık oldu benim için, özellikle taksi konusunda çok rahat ettim diyebilirim. Sokağa çıkıp taksi çağıracağım zaman dikkatlice baktığımda hangi şöförün Türk olduğunu hemen anlayabiliyordum. Bunu ilk gün Berlin havaalanına indiğimde farkettim, uçaktan indim, taksi sırasına ilerledim ve baktım ki taksi şöförleri aralarında Türkçe konuşuyor, Hilton oteline gideceğim dedim, oldu abla dedi sıradaki, yolda epeyi sohbet ettik, yazılı olana bakmayın siz, burada nüfusun % 30′ u Türktür, herkes kayıtlı değil ki, o yüzden daha az zannediliyor dedi. En doğrusunu o biliyordur herhalde!, zaten Berlin sokaklarında dolaştığımda kendisine hak vermemek mümkün değildi. Ne yapsın Türk kardeşimiz, o kadar içiçe yaşıyor ki Türkler Berlin’ de, Türkiye’den farkı kalmamış onlar için ve nüfusun %30′ unu Türklerin oluşturduğuna bu sebeple kesinlikle eminler!. Gerçekten nereye baksanız, nereden alışveriş yapsanız Türk.

Artık taksiye binerken önce geçen taksilerin içine bakıyordum, şöförünün Türk olduğuna kanaat getirdiğimde hemen durduruyordum, her seferinde hiç tereddüt etmeden nereye gideceğimi direkt Türkçe söylüyordum, banko! bu da Türk. Onlar da hiç şaşırmadan her seferinde tamamdır abla deyip, hemen ilk soru olarak İstanbul’ danmısınız diyorlardı. Türkiye’ ye en son ne zaman geldiklerini, memleketlerini, İstanbul’ da gördükleri yerleri anlatmaya başlıyorlardı. 4 gün içinde yaklaşık 20-25 kez taksiye bindim Berlin’ de, sadece bir kez yanıldım Türk şöför konusunda, onda da şöför İranlı çıktı (ten ve tip benzerliklerimiz var tabii) ve o da yarım yamalak da olsa Türkçe konuşabiliyordu.

Karşılaştığımız Türklerle ilgili diğer bir anımızda şu, ITB Fuarında öğlen yemek yiyeceğiz, ne yesek diye düşünürken, bir hot-dog satıcısı kız gördük, hadi bugün hot-dog yiyelim dedim, ben satıcı kızdan ingilizce 2 sosisli, 2 cola istedim, bu sırada birlikte gittiğimiz bir arkadaşımız bana Türkçe olarak bunlar domuz sosisidir ben yemem dedi. Biz kendi aramızda Türkçe konuşurken sosisli sandviç satıcısı epeyi esmerce kız (pek Türk tipli değildi aslında) bize Türkçe olarak merak etmeyin domuz değil dedi. İşte buyrun, taksi şöförünü teyid eden bir vak’a daha, %30′ u Türk bu Berlin’ in, ben de ikna oldum, tamam.

Bu arada yemek konusunda da Türkiye ve Türk yemekleri Berlin’ de hiç özlenmiyor, her yerde var zaten. Biz bir akşam iş gereği Türk yemeği ( hem de kebap ) yemek üzere Berlin Hasır Restaurant’ a gittik, bütün fuar katılımcısı Türk Turizmci iş adamları oradaydı. Bu arada Hasır Restaurant, Berlin’ de şık bir kebapçı olarak hizmet veriyor. Sahipleri Antalya’ daki Titanic Oteli’ nin de sahibi. Başka bir akşam Hilton otelinin alt katındaki Trader Vic’s Mai Tai Restaurant’ da, diğer akşam ise güzel, küçük bir balık restaurantında süper nefis yemekler yedik.

Berlin’ de görülmesi gereken yerleri tesbit ettim ve vakit buldukça buraları gezip dolaştım. Bunlar öncelikle Berlin’ in meşhur meydanları oldu, yani Alexanderplatz, Postdamer Platz ve Gendermenmarkt. Yanısıra Tiergarten parkı, Charlottenburg semti, Müzeler adası, Pergamon Müzesi (Bergama Müzesi – maalesef sadece önünden geçmekle yetindim), ünlü Checkpoint Charlie kontrol noktası, Brandenburg Kapısı, Doğu Yakası Galerisi’ ni ( Berlin duvar kalıntısı) , savaşta bombardımandan hasar görmüş ve savaşın hep hatırlanması amacıyla yıkılmış haliyle korunup sergilenen Kaiser Wilhelm Kilise anıtı ve alışveriş cenneti Kurfürstendamm bulvarını gördüm.


Berlin ismi çocukluğumuzda sürekli işittiğimiz bir tamlama ile yıllarca beynimizde yer etti ; Berlin Duvarı. Şimdi ise East Side Gallery (Doğu Yakası Galerisi) bölgesinde açık hava müzesi olarak 1,2 km uzunluğunda yıkılan duvardan kalan duvarın bir bölümü var, üzerine çizilmiş resimler ve grafittiler halen duruyor ve o zamanki duyguları yansıtıyor.

Tüm Berlinliler sanki duvar hiç yokmuşçasına ya da hiç olmamışçasına yanından arabaları, bisikletleri ile geçiyorlar.

Doğu Berlin ile Batı Berlin arasındaki farkın izleri hala var, birleşmeden sonra ortaya herşeyden iki tane olması durumu çıkmış, yani şu anda şehirde herşeyden iki adet var, iki parlemento binası, iki üniversite, iki havaalanı vs…Daha fazla gelişen batı Berlin’ e yetişmek amacıyla, bugün halen doğu tarafının da yenilenmesi yönünde şehrin heryerinde inşaat var, vinçler çalışıyor.

Berlin bir turist için gizemli tarihi geçmişi ile ilgi çeken bir kent. Mimarisi, meydanları, ilginç semtleri, önemli müzeleri, sanat galerileri ile görülmesi gereken yerlerden. Berlin’in merkez semti Mitte, otelimize de çok yakındı. Mıtte şehrin ortası anlamına geliyor, Berlin ilk bu bölgede kurulmuş. Birçok cafe, restaurant, alışveriş yerleri bu bölgede.

Berlin’ de en merak ettiğim (ülkemizden) Bergama’ dan Berlin’ e kaçırılan, duvar örüldüğünde ise Doğu tarafında kalan Bergama(Zeus) Sunağı‘ nın sergilendiği Pergamon Müzesiydi. Ama maalesef sunak bakıma alındığından müze kapalıydı ve bunca senedir merak ettiğim Bergama sunağını Berlin’ e kadar gitmişken göremeden dönmek zorunda kaldım. Ama kentin içinden geçen Spree Nehri üzerinde, küçük bir ada olan Museuminsel (Müzeler Adası)’ nı gezebildim, tarihi zenginliklerin sergilendiği beş eski müzeden oluşuyor. Mutlaka gezin derim. Dünyadaki önemli müzeler arasında.

Berlin’ de dünya devi şirketlerinin tasarım harikası dev binaları var, şehrin sokaklarından taksi ile dahi geçtiğinizde bu ilginç binaları görmemeniz mümkün değil, hemen dikkat çekiyorlar. Özellikle Postdamer Platz bölgesindeki Daimler Benz, Chrysler ve cam bir çatısı olan Sony Center gibi dünya devi şirketlere ait olanlar süper. Bir de Musevi Müzesi binası var, üzeri tamamen çinko ile kaplı ilginç bir bina.

Alexanderplatz meydanının en önemli eseri ! ise 123 metre yüksekliğindeki TV kulesi. Berlin’in en güzel meydanlarından Gendermenmarkt da görmeye değer. Bu meydandaki Französischer Dom (Fransız Katedrali) ile Deutscher Dom (Alman Katedrali) ve Schauspielhaus Konzerthaus (konser salonu) meydanda yerleşmiş önemli binalar.

Kentin sembolü Brandenburger Tor, yani Brandenburg Kapısı da muhteşem. Brandenburg Kapısı’ndan Schlossbrücke’e kadar uzanan, kentin 1.5 kilometrelik bulvarı Unter Den Linden, Berlin’in en büyük bulvarı, insan bir ucundan diğer ucuna yürünemez diye düşünüyor ve yanlızlık hissine kapılıyor bu bulvarda.

Brandenburg Kapısı’nın yakınında Yahudiler anısına yapılmış Holokost Anıtı var, etkilenmemek mümkün değil. Berlin’ in meşhur bölgelerinden Charlottenburg ise cafeleri ve Charlottenburg Sarayı ile meşhur. Ayrıca Kurfürstendamm caddesinde alışveriş yapmak için buralara da uğranabilir.

Reichstag’ ı yani Alman Parlamentosu’nu ve özellikle muhteşem cam kubbesini görmelisiniz. Dünyanın en büyük şehir parklarından olan Tiergarten ise 167 hektarlık alana yayılmış.

Tiergarten’ da haftasonları Berlinliler mangal yakıp, piknik yapıyorlarmış. Taksi şöförü arkadaşlarımdan! öğrendiğim üzere Almanlar parkta mangal yapma keyfini Türklerden öğrenmişler. Hatta bir hafta sonu parktan o kadar yoğun mangal dumanı çıkmış ki, başbakan parlemento binasından parkta yangın var diye itfaiye’ ye ihbarda bulunmuş.

Berlin’ de Berlin duvarından sonra en çok ismini duyduğum ve herkesin mutlaka gidip gördüğü yerlerden Checkpoint Charlie ise artık tamamen turistik bir yer, ayrıca kum torbaları, asker posterleri ile bir Nazi filmi çekimindeymiş hissine kapılıyor insan.

FriedrichStrasse ile ZimmerStrasse’nin kesiştiği yerdeki Checkpoint Charlie1961’den 1990’a kadar yabancıların ve diplomatların, Batı ile Doğu Berlin arasında geçiş yapabilmelerini sağlayan tek yer ve bir Amerikan kontrol noktası, bugün ise çevresinde çeşitli askeri şapka ve üniformaların, hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlarla dolu.


Berlin utanç duvarının inşaatına 1961 yılında başlanmış ve Berlin’i 28 yıl boyunca ikiye ayırmış. Hiç kimse önceleri bunu ciddiye almamış, ancak 160 kilometrelik duvar tamamlandığında, Berlinliler için, ruhsal bozuklukların, paranoyanın, baskının, yasakların, utancın sembolü olmuş. Doğu tarafından Batı tarafına geçmek isteyenler oluyormuş, ancak Doğu tarafında dikenli teller, eğitilmiş polis köpekleri, gözetleme kuleleri ve her an tetiğe dokun yetkisi verilmiş askerler varmış ve batı tarafına geçebilmeyi sadece 1600 kişi başarabilmiş, 191 kişi ise duvarı aşmaya çalışırken öldürülmüş. Şimdi ise duvar turistlere sanki turistik bir ögeymiş gibi hiç utanmadan sergileniyor. Berlin’de duvarın hemen yakınında, Niederkirchner Strasse üzerinde, Nazi Almanyası’nın en dehşet veren kurumlarından olan Gestapo’ nun merkezi var. Her ikisi de insanın içinin ürpermesine yetiyor.

ITB BERLİN ( TURİZM FUARI ) FUARI HAKKINDAKİ İZLENİMLERİM;

ITB turizm fuarı, Dünyadaki en büyük turizm fuar organizasyonu, her yıl turizmcilerin bir çoğu buraya katılıyor, bir sonraki dönem için rezervasyonların nasıl olacağı hakkında bir fikir oluşturuyorlar. Turizm bölgeleri benim sorumluluğumda olduğundan ve firma ziyaretleri de yapabilmek amacıyla bu fuara katıldım. ITB fuar alanında dünyanın tüm ülkelerinin tanıtım standı var, benim için süper bir fırsat. Ama ITB Fuarında maalesef en zayıf ve en renksiz tanıtım Türkiye bölümündeki stantlardaydı, bu güzelim ülkeyi öyle amatörce, sönük, yetersiz ve kötü anlatıyoruz ki, bu tanıtımlarla bu kadar turist geldiğine bile şükretmemiz lazım, gözümle görünce anladım ve daha da kahroldum. Türkiye’ den katılan tüm firma standtlarını tek tek gezdim, sadece Antalya çevresinden otel tanıtımı için katılım yoğunluğu vardı, o da çok renksizdi. Marmaris, Bodrum ve diğer Ege turizm yörelerinden pek katılım yoktu. Türk standtlarını gezdikten sonra, arta kalan zamanda diğer dünya ülkeleri standtlarını da gezdim. Tüm dünya ülkeleri tanıtımlarını yapmak için süper çalışmalar ve şovlar yapmışlar. Türkiye otelleri fuarda çok fazla rezervasyon alamadı. Turizmcilerimize sorduğumda bize hemen rezervasyon yapmaz bu uyanıklar, son dakikaya kadar bekletir, sonra mecbur bıraktırıp, fiyat düşürterek rezervasyon yaptırırlar diye açıkladı otel sahipleri. Yazık…

NETİCE;

-Berlin çok özel bir yer, Almanya ve Avrupa’da görülmesi gereken başlıca kültür şehirlerinden,

-Berlin tarihten önemli izler taşıyor ve tarihteki yanlışlıklarını da sergilemekten kaçınmıyorlar,

-Gezerken insanın içi ürperiyor,

-Bergama(Zeus) Sunağını mutlaka görün,

-Berlin’ de yaşayan Türklerle sohbet edin lütfen, mutlu oluyorlar.

Recent Posts
Showing 10 comments
  • Ebru Yetim
    Cevapla

    94 yılında 15 günlük Almanya gezimizin birdurağıda Berlin’di.Sitenizi çok sevdim .kendimden bir sürü şey buldum .Çok tanıdık hissettim .Biz gitmeden ,Barcelona ,Madrid geziside yaparsanız sanırım çok sevineceğim . :) Biz zaten 20 aylık oğlum büyüyene dek,gidemeyiz .Okumak ve fotoğrafları görmek benim için çok keyifli olurdu. :)

  • admin
    Cevapla

    Merhaba Ebru hanım,
    tüm sayfalar için yaptığınız içten ve keyifli yorumlar için teşekkür ederim.
    Bence hayatı hiç ertelemeden oğlunuzla da seyahat yapabilirsiniz. En kısa zamanda umarım Barcelona Madrid yazımı da yayınlayacağım, ama sırada daha önce yazmaya başladığım yerler var.
    Mutlu seyahatler dilerim.

  • ahuozdagistanli
    Cevapla

    ben de zevkle okuyorum,seyahat etmeye bayılırım,bakış açınızı kendime çok yakın buluyorum.bol bol gezin inşallah biz de faydalanalım,geçtiğimiz nisanda portofino ve cinqueterre seyahati yaptık,harikaydı gerçekten.
    sağlıklı bol seyahatli yıllar

  • Ersin
    Cevapla

    13 Yildir Berlinde yasiyorum. ona Ragmen bu kadar harika tanitamazdim bu sehri.

    Tebrikler. Harika !

  • nuriye meral
    Cevapla

    selamlar.benim anneannem berlinli ve ölüncede oraya gömdük.ancak gidip görmem mümkün olmadı.sizin resimleriniz sayesinde berlini de tanımış oldum.sevgiyle kalın.

  • Gökhan Dağdeviren
    Cevapla

    Şirketimin bir fabrikası da Berlin’de. Temmuz 2011’deki son ziyaretimde yaklaşık 15 kişilik bir ekiple eski Doğu Alman otomobili olan Trabi’lerle bir şehir içi gezisi yaptık. Arabaları kendimiz kullandık. Fakat otomobil kelimesi aslında biraz hatalı, sadece araç diyelim onlara :) Bence 1 saatiniz varsa mutlaka denenmeli, hem bu arabaları kullanmak komik ve eğlenceli hem de üstü açık bu araçlartla şehir ve duvar turu çok çok keyifli. Bizim katıldığımız turun web sayfası ekte, ama sanırım başka tur firmaları da var. Fiyatını bilmiyorum çünkü şirketim ödedi :)

    http://cms.trabi-safari.de/opencms/opencms/trabi-safari/de/_main/home/

  • Ufuk Danisman
    Cevapla

    Merhaba, kisa bir zaman dilimi icin güzel bir Berlin özeti olmus. Fotograflarin temizligi ve düzenlemesi de yerinde. Blogunuzun saniyorum bir takipcisi daha oldu =)

    (Kücük bir düzeltme: Berlin televizyon kulesi 368 m. Saniyorum diger kulemiz Berliner Funkturm’un Lokanta ve gözlem katinin yüksekligi ile karismis. Belki önemsiz bir ayrinti ama blogunuzun ve cabanizin güzelligini lekelemesin diye katkida bulunayim istedim. Ukalaligimi lütfen mazur görün!)

  • hasan
    Cevapla

    çok teşekkür ederim çok yardımcı oldunuz kesin performanstan 100 alırım.

  • cami halısı
    Cevapla

    Dresden’e gitmiştim Orta Avrupa Turu’nda Almanya gerçekten çok ilginç Ancak memlekete gibisi yok. Muhteşem bir blogunuz var sade dolu dolu yazılarınızın devamını dilerim

  • filizakın
    Cevapla

    Selda Hanım
    Nice sağlıklı seyahatler diliyorum

Leave a Comment