inicio mail me! sindicaci;ón

YİNE DÜŞTÜK YOLLARA

TATİL ve TURİZM HAKKINDA HERŞEY…

ORTA AVRUPA SEYAHATİ – I / İSVİÇRE

Yıl 1992 , bu defa Orta Avrupa seyahati yapacağız. 3 hafta iznimiz var. Sırasıyla İsviçre, Avusturya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan’ ı gezmeyi planladık. Özellikle İsviçre’ yi çok merak ediyorum. Bu arada Almanya’ ya kısa bir giriş çıkış yapıp, Münih’ i de göreceğiz.

Bu gezimizi de arabayla yaptık. İpsala’ dan çıkıp, Yunanistan’ın batı sahilindeki İgomenissa üzerinden gemi ile Birindisi-İtalya’ ya geçtik.

İtalya’nın kuzeyine kadar çıkıp İtalya’ dan St.Bernardo Tüneli üzerinden İsviçre’ ye geçip, oradan Liechtenstein, Liechtenstein’ dan Münih, oradan Avusturya, Avusturya’ dan Çek Cumhuriyeti ( Prag ), sonra Slovakya ve Macaristan (Budapeşte), oradan tekrar Avusturya üzerinden Venedik ve Birindissi/İtalya’ dan yine vapur aracılığıyla İgomenissa/Yunanistan ve kara yolu ile İpsala’ dan Türkiye ‘ye giriş ve İstanbul’ a dönüş.

Seyahatimizin 2 günü gidiş, 2 günü dönüş toplam 4 günümüzü yolda geçirmiş olduk. Bu geziyi uçakla İsviçre’ ye gidip oradan araba kiralayarak ya da tren yolu ile de yapabilirdik, ama bu defa da Yunanistan’ın batısını ve İgomenissa-Brindisi arasında Adriyatik’ te gemi yolculuğu yapmamış, İtalya’ nın doğu kıyılarını görememiş, en önemlisi de İtalya’ dan Great St. Bernardo Pass ( büyük tünel ) üzerinden İsviçre’ ye geçişi görememiş olacaktık. Özellikle İtalya’ dan İsviçre’ ye St.Bernardo tüneli üzerinden geçişi görmeyi herkese tavsiye ederim. Muhteşem…

Evet 1992′ nin Mayıs ayında bir cumartesi sabahı erken saatlerde, güneş henüz doğmamışken yine düştük yollara ve İpsala’ dan çıkış yapıp, Yunanistan’ ın kuzeyinden Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe, Kavala üzerinden Adriyatik tarafındaki İgomenissa’ ya akşam geç saatte ulaştık, pazar sabah saatindeki gemiye biletimiz vardı, İgomenissa’ dan İtalya’ nın güney doğusundaki Brindisi’ ye ulaştık. Birindisi’ de gemiden indik ve önceden görmediğimiz İtalya’ nın Alberobello ve Siena şehirlerini gezip, Roma’ ya bir kez daha uğrayıp, daha sonra İtalya’ nın kuzeyine kadar çıktık, Milano’ dan geçip, en kuzey-batı’ da Alplerin 2469 mt yüksekliğindeki 5,8 km uzunluğundaki ünlü Great St Bernardo Tuneli aracılığıyla Alpleri aştık ve İsviçre’ ye geçtik.

St.Bernardo’ya yaklaştıkça Alplerin bu kısmını uzaktan gördüğümüzde, ilk dikkatimizi çeken şey, ara ara dağ kenarlarında bir çizgi halinde döne döne dağı sarmalayan bir yapılaşma olduğuydu. Çok aşağıda olduğumuzdan anlayamadık, yaklaştıkça dağın kenarında sütunlar var gibiydi, sonra yukarıya doğru çıktığımızda anladık ki dağın kenarından “C” şeklinde bir girinti yaparak yol açmışlar ve bu yolu alt ve üstten sütunlar ile tutturmuşlar, aşağıdan anlayamadığımız çizgi şeklinde görünen şey, dağın kenarına girinti şeklinde açtıkları yolu tutan sütunlarmış, sütunların kesildiği yerlerde ise yol dağın içinde tünellerle devam ediyor. İnanılmaz bir yol, ayrıca yolun bir yerinde, tünel içinde İsviçre sınırı gümrük giriş kapısı var.Biz tünel içinde arabadan inemediğimizden maalesef fotoğraf çekememiştik bu sebeple aşağıdaki resim bize ait değil, internet aracılığıyla bulunmuştur.

Dağı indiğinizde İsviçre girişinde ilk köy St Bernardo köyü ve köyün girişinde sizi kocaman, dünyalar güzeli St.Bernard cinsi 2 köpek karşılıyor. St.Bernard’lar için neredeyse normal bir ev büyüklüğünde, kocamanda bir klübe yapmışlar, İsviçre’ nin simgelerinden olduğu ve köyün ismini taşıdığından ülke girişine bu güzel köpeği koymuşlar. Ben zaten St.Bernard cinsi köpekleri çok severim, hemen Ahmet’ e fotografımı çekermisin bu güzel St.Bernard’ la dedim, o da bana; burası İsviçre nasılsa her yerde bir sürü St.Bernard görürsün, başka sefer çekeriz dedi. Biz İsviçre’ de dolaştığımız süre boyunca bir daha hiç St.Bernard göremedik.!!!

İşte, çocukluğumun en güzel dizisi Heidi’ nin ülkesindeyim (halen aynı zevki alarak izleyebiliyorum Heidi, büyükbabası, St. Bernard köpekleri ve arkadaşı Peter’ in maceralarını ) Heidi’ nin tahta kupadan kana kana süt içişi, büyükbabasının evde yapılmış ekmeği bıçağıyla kendine doğru kesişi, ateşe tutarak erittiği peyniri kocaman ekmek dilimleri üzerine yerleştirmesi, Heidi’ nin o küçücük ama sevimli İsviçre dağ evi klübesinin üst katındaki çatı arasında samanlardan oluşan yatağının yanındaki küçük yuvarlak camdan tüm dağları, gökyüzünü, yıldızları seyretmesini…Bunların hiçbiri gözümün önünden gitmez.

Özetle Alp’ lerle içiçe, güzelliklerle bezeli, manzaradan ibaret, cennet gibi bir ülke olan İsviçredeyiz. Çok güzel yerler, yeşil olmayan tek yer yok, asfaltın bittiği yerde hemen yeşilik başlıyor, tüm camlardan salkım salkım sardunyalar akıyor sanki, her ev birbirinden bakımlı, sadece masallarda var olduğunu düşünebileceğimiz masalımsı evler. Sanki camlarında çiçek olmayan evlere ceza kesiyorlar. Çiçeklerde öyle böyle değil yani, hepsi doğaya uyum gösterip coşmuşlar.

İsviçre doğal görsellik anlamında muhteşem bir ülke. İsviçre gezimizle ilgili en büyük keşkemiz, arabayla gitmeseydik olmuştur. İsviçre’ de asıl yapılması gereken orada bir VAN kiralamak ve İsviçre’ nin mutheşem campinglerinde konaklamaktır. Ama bizim gezi planımızda diğer ülkeler de olduğundan bunu yapamadık.

O zaman gerçekleştiremediğimiz karavanla İsviçre tatili hayalimizi, van kiralayıp, campinglerinde konaklamak suretiyle tekrar İsviçreye giderek en kısa zamanda (belkide bu bahar) yapmayı hedefliyoruz.

Önce Montreux ( Montrö), Lausanne( Lozan) ve Geneve’e( Cenevre) gittik. Bu üç şehir meşhur Lake Leman ( Leman Gölü) çevresinde kurulu. Yıllardır bildiğimiz, ülkemizi derinden etkileyen anlaşmaların yapıldığı bu şehirleri böylece yakından görmüş olduk.

Montreux Türkiye’ de Boğazları kapsayan anlaşmasıyla bilinir, ama tüm dünyada 1967 yılından beri her yıl Temmuz ayında yapılan ünlü “Montreux Caz Festivali” ile tanınır. Biz Mayıs ayında gittiğimizden denk gelemedik ama oradayken aldığım ve halen sakladığım broşürlerde en yoğun kampanya caz festivali ile ilgiliydi. Temmuz ayında festival boyunca sahne ve konser salonları yanısıra sokaklarda da ücretsiz açıkhava caz gösterileri düzenleniyormuş. Montreux’ da ilk dikkati çeken göl kenarındaki muhteşem görünüşlü bir şato, 13.yy da yapılmış olan “Chateau de Chillon” Leman Gölü kıyısındaki görülecek önemli yerlerden. Roman ve şiirlerde adı geçtiğinden, bu sayede de meşhur olmuş bir şato. Şatoyu geziyoruz, odalardan odalara, salonlara geçiyoruz, şimdi hatırladığım şatodaki en beğendiğim yerin bir salonundaki ahşap tavanlarıydı.

İsviçre’ de Leman gölü (Cenevre gölü) kıyısındaki Montreaux’yu gezdikten sonra yine Leman gölü kıyısındaki Lausanne’ a geçtik. Lausanne’ da bizim tarihimizde antlaşma sahnesi ile yeri olan bir şehir, göl kenarında, manzara ve görsellik zengini, sakin, huzur dolu bir yer. Gölün kıyısında parklar, tahta iskeleler, banklar. Gölün kenarında oturduğunuzda karşı kıyıya bakıyorsunuz, gölün karşı kıyısı Fransa. Lausanne şehri Fransa manzarasına karşı kurulmuş. Kısacası hem Montreaux, hem Lausanne göl kenarına kurulmuş, sakin ve güzel iki şehir.

Lausanne’ da 1 gece konaklayıp, sabah yola çıktık ve Geneve’ e geçtik, burası diğerlerine göre İsviçre’nin zenginliğini, lüksünü, her zaman söylendiği üzere para ve finans merkezi olduğunu açıkça belli eden, modern, hareketli ve daha kalabalık bir şehir. Yine şehir göl manzarasına hakim, ulaşım gölde gemilerle sağlanıyor. Şık dükkanları, saatleri, bankaları ile Cenevre…..

Cenevre’ de 1 gece konakladıktan sonra sabah kahvaltısının ardından yola çıktık ve İsviçre’ nin buz mavisi gölleri, camları sardunyalarla bezeli evleri, “chalet”leri (şaleleri), dorukları karla kaplı dağlarını, sivri kuleli kilise ya da şatolarını izleyerek köylerin arasından geçtik.

Yine Lausanne ve Montreaux üzerinden geçip, önce meşhur gravyer peynirlerinin üretim yeri olan adını ürettiği peynir cinsine de veren “Gruyeres” köyünden geçtik. Burası da yerleşimin çok eski olduğu köylerden, içinde 13.yy dan kalan bir şato var. Meşhur peynirli fondü’ nün yeri burası işte. Şimdi biraz daha orta İsviçre’ ye doğru ilerliyoruz ve muhteşem güzellikteki İnterlaken’ e varıyoruz.

**İsviçre turumuza sabırsızlıkla beklediğim İnterlaken ve Jungfrau ile devam ettik, kamp tatili de yapmaya fırsat bulduğumuz ve göl kenarlarında ya da dağların eteklerindeki tertemiz güzel campinglerde kaldığımız, süper rotalara götüren trenlere bindiğimiz İnterlaken çok özel bir bölge ve ben bu sebeple İnterlaken’ i ayrı bir başlık altında anlatmak istiyorum.

İnterlaken’ i daha sonra anlatacağım için şimdi İnterlaken’ den yolumuza devam ederek, yıllarca ismini futbol takımından duyduğumuz Neuchatel gölü ( bir İsviçre kantonu) kenarında kurulu Neuchatel’ e uğruyoruz. Merak etmiştik ama burası sıradan bir şehir ( güzel ama diğerlerini görünce fazla etkilemiyor), bu sebeple hakkında çok söylenecek bir şey kalmamış hafızamda.

Buradan İsviçre’ nin başkenti Bern’ e geçtik. Bern tarihi, kültürü, ortaçağdan kalma binaları ve İsviçre’ ye özgü Alp’ ler manzarası ile güzel ve saygın bir şehir. Sokaklarında fayton ile gezilebilen, sakin ve tertemiz, çok eski bir yerleşim tarihine sahip. Bern Aar nehri etrafında yerleşmiş ve nehir tarafından sarmalanmış, bir yarımada üzerine kurulmuş. Bir gece de Bern’ de konaklıyoruz. Parlemento binası önündeki İsviçre’ nin 26 kantonunu simgeleyen 26 adet fıskiye ile yapılan su oyunları çok eğlenceli. Ayrıca 1530 yılında yapılmış olan “Zytglogge” (çanlı saat kulesi), Bern’in en önemli tarihi değerlerinden. Zaten saat denince akla İsviçre geliyor ama ilginçtir ki Zytglogge saati, astronomik takvimi sayesinde saat görevini halen hatasız sürdürüyor.

Bern’ de gezerken aldığım broşürlerden öğrendim ki ünlü bilim adamı Albert Einstein da Bern’ de yaşamış ve evi şu anda bir müzeye dönüştürülmüş. Biz o günkü programımızda saatini kaçırdığımızdan Einstein’ın evini gezemedik. Ama broşürden okuduğum kadarıyla Einstein İsviçre vatandaşı olduktan sonra Bern’ de yaşamış ve izafiyet teorisini de Bern’ deyken duyurmuş. Evet Bern ile anlatacaklarım bunlardan ibaret. Kısacası dik çatılı ortaçağdan kalma güzel evleri, sakince akan Aar nehri üzerine kurulmuş tarihi yarımadası ve şıklığı ile güzel ve özel bir şehir Bern.


Ertesi sabah Bern’ den ayrılıp Basel’ e geçiyoruz, ancak Basel girişi ve içi itibariyle tam bir sanayi şehri havasında, burada sadece bir şehir turu atıp hemen terkediyoruz Basel’ i ve Zürih gölü çevresinde kurulmuş ve adını gölden almış Zürih şehrine gidiyoruz. Yine göl kenarına kurulmuş, sıra sıra güzel köprüler, saat kuleleri, dik çatılı güzel evleri ile oturmuş sakin bir şehir. Zürih sakin, küçük ( Zürih olmasına rağmen), tarihini korumuş bir şehir olarak karşılıyor bizi. Merkezdeki caddeler lüks, şık marka dükkanlarıyla dolu, Cenevre gibi tam bir finans merkezi olduğunu gösterir bir çok banka şubesi var, caddelerde iş adamları, iş kadınları ellerinde cep telefonları koşuşturuyorlar. Henüz ülkemizde ve biz de cep telefonu olmadığından o dönem Cenevre ve Zürih’ teki insanların ellerindeki telefonlarına şaşkınlıkla bakıp, daha önce sadece duyduğumuz ama henüz tanışma ve konuşma şerefine ulaşamadığımız cep telefonlarını sokaklarda insanların elinde ilk defa İsviçre’ de görmüş olduk. Yanlış hatırlamıyorsam ilk defa 1993 yılı sonunda cep telefonum olmuştu.

Zürih’ den sonra yine güzellikler şehri Luzern’ e gittik, meşhur tahta Kilise köprüsü (1993 yılında yandı ve tekrar onarıldı ), inanımaz temizlikte olduğundan suyun dibi görünen Luzern gölünde yüzen kuğuları ve evlerin camlarından çiçekler akan bu güzel şehirde İsviçre’ nin mutlaka görülmesi gereken yerlerinden. Luzern gölü dediğimiz göle 4 kantonun ortasında olduğundan İsviçreliler dört kanton gölü de diyorlar. Luzern çevresi Rigi dağları ile çevrilmiş, bu da göle ve Luzern şehrine daha bir güzellik veriyor.

Sanırım nerede yaşamak isterdiniz dediklerinde, olağanüstü güzel dağların eteklerinde göllerle birleştiği muhteşem doğal güzellikleri barındıran, görsellik dolu ve tertemiz, ayrıca genel olarak insana gösterilen saygı anlamında yaşanacak yerlerin başında cevabım İsviçre olur. İşte Lausanne, Montreux, Cenevre ve Bern, Zürih ve Luzern hepsi görülmeye değer bakmaya doyamayacağınız tablo kıvamında görsel zenginlik dolu yerler. Ayrıca İsviçre köylerinden, şelalelerden, sizi Alplerin tepelerine götürecek tren ya da funiküler sistemlerden daha hiç bahsetmedim, köyler zaten Heidi’ nin bölgesi, dokunulmazlıkları var.

NETİCE ;

-Eğer tarih turu yapmak düşüncesindeyseniz İsviçre doğru seçenek değil, ama doğa ve kamp turizmi yapmak ve doğayı hissederek dingin bir tatil istiyorsanız Avrupa’ daki en uygun seçenek İsviçre derim,

-Buradan uçak ile gidip, İsviçre’ de van kiralayıp, kampinglerde konaklamak en güzeli,

-İsviçre Avrupa’ daki en görsel doğaya sahip, kışlık cennet burası galiba dedirten bir ülke,

-Ülke’ ye girdiğiniz anda Heidi tamamen gerçek oluyor, benim kadar Heidi çizgi filminin düşkünümüydünüz bilemem ama, ben Heidi’ yi seyredip hayale dalan bir kuşakta büyüdüğümden İsviçre Alp’ lerinin köylerinde gezerken gözlerim çevrede Heidi ve Peter’ i aradı inanın, ayrıca Heidi’ nin Ap’ leri çınlatan şarkısını mırıldanarak, insanın içinden kollarını açıp koşmak ve çimenlere kendini atmak isteğiyle doluyor,

-İsviçre, Alp’ leriyle, dağ köyleriyle, ünlü gölleri ve güzel şehirleriyle bir bütün halinde gezilmesi gereken bir ülke,

-Mutlaka özel trenler ile dağlarda yapılan gezi turlarından yararlanın, Alp’leri, köyleri, ilginç teleferik çıkışlarını deneyin,

-Direkt İsviçre’ ye gidecek ve sadece İsviçre’yi gezecekseniz 1 hafta süre ( 8-9 gün) rahatlıkla yetecektir,

-Çikolata ve peynir çeşitlerini deneyin dememe gerek varmıydı bilmiyorum ama ben yine de yazayım,

-Leman gölü kıyısına 2 gün, Bern, Luzern ve Zürih’ e de 1′ er gün ayırıp, diğer günlerinizde İnterlaken’ de göl kenarında ve Alp’ lere tırmanış özel ring seferler yapan tren yolculuklarında geçirebilirsiniz.

-Maalesef resimlerimiz slaytdan tarama olduğundan bazıları gerçek renkleri ve güzellikleri yansıtamıyor.

35 Yorum »

  Meltem wrote @ Eylül 22nd, 2014 at 16:55

Hemen hemen aynı güzergahtan aynı yerlere gittik , ne böyle fotoğraflar çekebildim ne de böylesi bir yazıya kaynak olacak ilham alabildim. Tebrikler..

  budapeste turkce rehber wrote @ Temmuz 23rd, 2013 at 12:34

Net ve yararli bilgiler icin tskler. Gercektende dogasi harika
Herkesi bir gun budapesteyede bekleriz.

  cami halısı wrote @ Nisan 26th, 2013 at 02:13

İsviçre gezisi muhteşem görünüyor. görülmesi gereken yerlere not edildi. süper blog iyi gezmeler

  Beşiktaş Böcek İlaçlama wrote @ Ocak 2nd, 2013 at 21:54

Size yabancılarla türkler arasındaki en belirgin 3 farkı sorsam ne dersiniz.

  elif wrote @ Eylül 20th, 2012 at 15:00

Merhaba,

8 günlük tatilimiz var. Bu süre içinde İsviçre, Viyana ve Münih’i görmeyi planlıyorum. İsviçre ve Viyana kısmına 4 gün ayırabileceğim.. Ve en önemlisi 7 ve 10 yaşında iki oğlumla seyahat edeceğim.

1- Nisan iyi bir mevsim midir ?
2-Uçakla ilk olarak isviçreye uçmayı ve oradan da viyanaya trenle geçmeyi düşünüyorum. ilk gideceğim isviçre şehri hangisi olmalı ?
3- konaklayacak ( pansiyon da olabilir ) yer tavsiyeniz olur mu ? ( şehirler ile beraber elbette )

Çok teşekkürler :)

  alper tunga wrote @ Temmuz 21st, 2012 at 13:20

Merhaba gerçekten bilgiler için teşekkür ediyorum, çok faydalı oldu benim için isviçrede yaşayan arkadaşlar oranın en güzel kaplıcaları nerededir ve tamina therma diye bir kaplıca var bad ragaz da baselden oraya ulaşım nasıl olur acaba. ilgileriniz için şimdiden teşekkür ediyorum.

  akrep ilaçlama wrote @ Haziran 13th, 2012 at 01:53

Gerçekten imrenilecek geziler yapmışsınız harika anlatımdan dolayı teşekkürler

  Arzu wrote @ Nisan 26th, 2012 at 13:06

Paylaşımlarınız çok faydalı oldu. Teşekkürler. Size bir sorum olacak. Ülkeler arası seyahatte, mesela almanyadan isviçreye oradan italyaya araba ile ya da trenle geçerken pasaport işlemleri nasıl oluyor, vakit alıyor mu, zor olur mu?
Tekrar teşekkürler

  isvicreli ali wrote @ Aralık 21st, 2011 at 00:51

ISVICRE DUNYANIN EN GUZEL ULKESI INANIN .BANA ULASIN. TEL.NATEL..0041.076.000.STOP.nda
var BEN BILIOYOM.NDA

  isvicreli ali wrote @ Aralık 21st, 2011 at 00:50

ISVICRE DUNYANIN EN GUZEL ULKESI INANIN .BANA ULASIN. TEL.NATEL..0041.076.000.STOP.

  isvicreli ali wrote @ Aralık 21st, 2011 at 00:47

ST.MORITZ VE DAVOS , MEINFELDEN HEIDIN SEHRI KULUBESI HER YERINI MUZESI VAR INANIN COK DUYGULANDIM CIDDI DIOYRUM VAR

  isvicreli ali wrote @ Aralık 21st, 2011 at 00:45

BEN ISVICRENIN HER YERINI SEWIYORUM ALLAH BIZI BURDAN EKSIK ETMESIN INSLALAH HARIKA YER GELIN GORUN

  nehir wrote @ Haziran 18th, 2011 at 13:05

Monteux’tan kalkan golden pass trenlerinyle çok güzel isviçre dağları turu yapablilirsiniz.. Adam başı yaklaşık 60 chf ve yaklaşık 2 saat sürüyor…Çok keyifli, tavsiye ederim.

  Nda wrote @ Ocak 24th, 2011 at 23:03

Selamlar isviçre alplerini dolaştıran tren hakkında bilgisi olan varmı?

  bilhan wrote @ Ekim 1st, 2010 at 20:01

bu yıl kasım ortası gibi gitmeyi düşünüyoruz, hava, kar, yol durumu nasıl oluyor bu dönemde? Sakin doğa ile içiçe dağlarda geçirilebilecek yerler için öneriniz var mdır? Bir de çadır uygun mudur bu mevsimde?

  yasemin wrote @ Eylül 25th, 2010 at 11:41

bende haziranda isviçreye gidicem ama şimdiden çok heyecanlıyım

  akyüz murat wrote @ Mayıs 20th, 2010 at 23:21

yaklaşık 20 gün sonra tekrar gitmeyi düşünüyorum..
inanın fırsatı olan gidip görsün bu ülkeyi.
baya özlemişim az kaldı geliyorum. ich liebe schweiz..

  akyüz murat wrote @ Mayıs 20th, 2010 at 23:11

yaklaşık 6 yıl isviçrede çalıştım 4YIL seetall schaller BRUGG(AG) ( papier fabrik__kağıt fabrikasında) İSVİÇRENİN İNSANI SAYGILI DÜRÜST MİSAFİR PERVERDİR.DOĞASINA GELİNCE GERÇEKTEN EMSALİ OLMAYAN DOĞAL BİR GÜZELLİĞE SAHİPMADDİ YÖNDEN TABİKİ DÜNYANIN EN ZENGİN ÜLKESİ.BUREDEN ÖNERİM:GİDEBİLEN ARKADAŞLAR GİDİP GÖRSÜNLER.YOK BÖYLE BİR ÜLKE…

  Gulsah wrote @ Nisan 18th, 2010 at 12:20

Cok yararli bilgiler bunlar , gercekten inanılmaz bir yer bende 3 kere gittim fakat 1 bilgi yalnis

  ece wrote @ Aralık 12th, 2009 at 20:09

bu yerler cok guzel aynı zamandada cok uygun

  ece wrote @ Aralık 12th, 2009 at 20:07

bu yerler gerçekten çok güzel üstelik çok da uygun

  Berivan wrote @ Ekim 24th, 2009 at 04:17

Merhaba, ben Isvicrede dogan ve 27 yildir burda yasayan biriyim, evet Basel ile ilgili yorumunuz beni biraz üzdü… biz burayi cok seviyoruz, Fransa, Almanya ve Isvicre ücgeninge bulunan ve ren nehiri ile mütevazi bir yerdir Basel. Aslinda dünyada yasamak icin en güvenli, en iyi yerdir. Ekonomik problemi tamamen cözülmüs, kendi toplumuna önem veren bir devlet yapisi. Mutlaka görülmeli, hem dogasi, hemde sehirleri, hemde köyleri… ne cok kalabalik nede cok sessiz… Selam ve saygilar

  EGEMEN wrote @ Ekim 14th, 2009 at 02:07

bende isvicreye gıdıyorum orda yasıcaz en azından 3 sene ..ahmet bey sızınle temasa gecebılırmıyız ısvıcre konusunda konusmak ıcın

  nuriye meral wrote @ Temmuz 31st, 2009 at 11:04

sitenize hayran kaldım.isviçre de çok güzel bir ülke.sevgilerimle.

  ural wrote @ Temmuz 29th, 2009 at 09:44

isviçreyi görmek istiyorum

  serdar yıldırım wrote @ Temmuz 19th, 2009 at 09:08

bir türk olarak sizinle tanışmak bilgi alışverişi yapmak sizde isterseniz tabii

  Ahmet wrote @ Mayıs 23rd, 2009 at 19:59

Isvicre’de yasayan biri olarak tavsiyem. Komsu ulkeri gidip gormenizdir. Isvicre’de dagdan bayirdan baska birsey yok. isvicre butun olarak gelismis bir koy olarak ozetlenebilir. venedig’e, roma’ya, floransaya, amsterdama gidin ama isvicre’ye gitmeyin.

  Ahmet Webçi wrote @ Şubat 19th, 2009 at 01:48

Şİmdi İsviçre için en ekonomik gidiş easyjet.com ile İstanbul Basel biletini İnternet üzerinden 38 Euro gibi ekonomik fiyatlarla elde edebilirsiniz. ( Eşim ve ben erken rezervasyonla toplam 295 ytl ye gidiş dönüş uçak biletlerini hallettik) Basel ‘de ilgin ve büyük hayvanat bahçesi dışında cazip birşey yok ancak hemen Bern ‘e geçip 1 günlük geziden sonra Önce Interlake Ost ve oradanda Grindelwalt ‘a geçip süper br alp dağları gezisi yapabilirsiniz.

  irem wrote @ Ocak 16th, 2009 at 00:42

bana 5 yer söylermisinizzz

  Baran wrote @ Aralık 14th, 2008 at 04:25

Merhaba.
Benim merak ettiğim Türkiyeden İsviçreye Tren ile nasıl gidilir? Yani tren biletini nerden alacam, almam için nereye başvuracam?

  BETÜL wrote @ Ekim 11th, 2008 at 20:47

peki yol ne kadara maal oldu acaba direk isviçre

  admin wrote @ Ağustos 13th, 2008 at 23:14

Merhaba Selçuk bey,
bizim gezilerimiz güncel olmadığından yazılarımda net maliyetler hakkında bilgi vermek istemiyorum.
Ancak son yılarda yaptığım gezilerden bildiğim kadarıyla orta konforda 3 veya 4 yıldız otellerde günlük oda + kahvaltı fiyatı 100-130 euro arasında değişiyor, ama pansiyon yada hostel türü bir yerde konaklarsanız bu fiyat günlük 2 kişi için 30-60 euro ya kadar iniyor.
Yemek konusu ise yediğiniz yemeğe bağlı, ayaküstü atıştırmalarla işi 10 euro ile halledebilir, ancak orta lükslükte bir restoranda 50-100 euro gibi bir fiyata 2 kişi yemek yiyebilirsiniz.
Karavan kiraları ise yine araç büyüklüğüne bağlı, haftalık 600 euroya da var,1000 euroyada .
Genel bir cevaplama oldu ama bu fiyatlama konusu sizin gezi tarzınıza bağlı bir konu, lüks gezerim derseniz farklı, benim için yemek – konaklama önemli değil derseniz yarıyarıya inecek bir maliyele gezinizi yapabilirsiniz.
iyi seyahatler.

  selcuk ilikcan wrote @ Temmuz 22nd, 2008 at 18:48

Selam,

İsvicre bilgilerinin tumu cok yararlı. Bir eksik, kabaca da olsa, gezinin maliyeti ile ilgili. Bu konuda da bilgi almam mumkun mu? Mesela, isvicre konaklama ne kadar? yemek? karavan kiralama? tren gibi? kabaca nasil bir butce erekiyor 1 haftalik gezi ve 2 kisi icin… Simdiden tesekkurler..

Selcuk

  AYDIN wrote @ Haziran 3rd, 2008 at 12:58

senin yerinde olmayı çok isterdim inan çocuklugumun kahramanı heidinin ülkesi yemyeşil daglarını rengarenk dogal güzelliklerini görmeyi çok isterdim

  ömer salman wrote @ Ocak 29th, 2008 at 22:08

anlasılan en güzel ülke isvicre diyorlar ama yanılıyorlar aslında hele sevdigin orda olursa berbet oluyor keske bende orda olsaydım ne güzel olurdu

Your comment

HTML-Tags:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>